mahmut's profileMAHMUT ' un MEKANIPhotosBlogListsMore Tools Help

Maide suresi 51. ayet

Loading...

iLLER HARiTASI

Loading...

SEHiTLER ÖLMEZ VATAN BÖLÜNMEZ

Loading...

MAHMUT ' un MEKANI

mahmut mamuti

Occupation
Location
Interests
Loading...

Takvim/Calendar

Loading...
Loading...

Windows Media Player

Feed

The owner hasn't specified a feed for this module yet.
No list items have been added yet.
No list items have been added yet.
No list items have been added yet.

Custom HTML

No content has been added yet.
Loading...

Custom HTML

 
FREE service provided by www.alnumel.com

Custom HTML

 

Video

 

Video

 

Video

 

Video

 

Video

 

Video

 

Video

 

Video


  
Loading...
Loading...
Photo 1 of 1

PENCERE

PENCERE

Genc bir cift, yeni bir mahalledeki yeni evlerine tasinmislar. Sabah kahvalti yaparlarken, komsu da
camasirlari asiyormus. Kadin kocasina ' Bak, camasirlari yeterince temiz degil, camasir yikamayi bilmiyor, belki de dogru sabunu kullanmiyor.' demis. Kocasi ona bakmis, hicbir sey söylememis, kahvaltisina devam etmis.
Kadin, komsusunun camasir astigini gördugu her sabah ayni yorumu yapmaya devam etmis.
Bir ay kadar sonra, bir sabah, komsusunun camasirlarinin tertemiz oldugunu gören kadin cok sasirmis
'Bak' demis kocasina ' Camasir yikamayi ögrendi sonunda, merak ediyorum, kim ögretti acaba ?'

Kocası: 'Ben bu sabah biraz erken kalkip penceremizi sildim' diye cevap vermis
.

Hayat
böyle degil midir ?



Baskalarini izlerken gördüklerimiz, baktigimiz pencerenin ne kadar temiz olduguna baglidir. Birini elestirmeden ve hemen yargilamaya davranmadan önce
zihin durumumuza bakmak ve 'iyi' olani görmeye hazir olup olmadigimizi farketmek güzel bir fikir olabilir ...


Asrın mütefekkirinin de söylediği gibi

Güzel gören, güzel düşünür. Güzel düşünen, hayatından lezzet alır

meyveler

Kabağın K vitamini, brokolinin şifa deposu olduğundan haberiniz var mı? Bu soruların cevabını bilirseniz, evinize vitamin ve şifa dolu bir fileyle dönebilirsiniz. Medical Park Fatih Hastanesi'nden Diyetisyen Sevil Nas Can; çok sık tükettiğimiz, marketten ve pazardan aldığımız meyve ve sebzelerin besin değerleri hakkında bilgi verdi.

Salatalığın vücudu nemlendirip idrar yolları enfeksiyonlarında faydalı olduğunu, havucun saç dökülmesini azaltıp, saçı canlandırdığını, narın C vitamini, demir ve potasyum deposu olduğunu, karnabaharın ise kalp hastalıklarında ve tansiyon düşürmede faydalı olduğunu biliyor muydunuz?

Havuç: Saç dökümesini azaltır ve saçı canlandırır. Cilt ve kemik sağlığında, hücre yenilenmesinde faydalıdır.

Yenidünya: Görmeye ve büyümeye faydalıdır.

Kayısı: Kas ve sinir sistemini güçlendirir. Cilt, göz ve bağışıklık sistemine fayda sağlar. Kemik gelişimini artırır. Kansızlığa iyi gelir.

Soğan: Bronş açıcı. Doğal antibiyotiktir. Bağırsak çalıştırıcıdır. Dayanıklılığı artırır. Kemik ve diş sağlığında faydalıdır.

Enginar: Karaciğer ve safra kesesi sağlığını korur. Sindirimi kolaylaştırır. Böbreklerin çalışmasını düzenler. Toksin atıcıdır.

Kabak: Böbrek fonksiyonlarında faydalıdır. Kanın pıhtılaşmasını düzenler. Kemik gelişimini sağlar.

Karpuz: Böbrekteki kum ve taşların, toksinlerin atılmasında faydalıdır. Sıvı ihtiyacının karşılanmasına da katkısı vardır.

Maydanoz: Kemik sağlığında etkilidir. Çok yüksek oranda C vitamini içerir. Büyüme ve diş sağlığı gelişiminde etkindir.

Sarımsak: Kireçlenmede faydalıdır. Yaşlanmayı geciktirir. Yüksek tansiyonu ayarlar. Doğal antibiyotiktir. Ödem sökücüdür. Damar gelişiminde faydalıdır.

Ahududu: Diş sağlığına iyi gelir. İştah açıcı ve idrar sökücüdür. İshali önler ve ateş düşürücüdür.

Kivi: Yaşlanmayı geciktirir. Güçlü antioksidandır. Alerjiye karşı bağışıklığı artırır.

Marul: Cilt sağlığına olumlu etkileri vardır. Sinir sisteminde faydalıdır. Büyüme ve gelişmede, saç sağlığında olumlu etkileri vardır.

Kavun: Damar tıkanıklığında etkilidir. Bağırsakların çalışmasında ve göz sağlığına fayda sağlar.

Soya: Kalp sağlığını korur. Tansiyona iyi gelir. Bağırsak çalıştırıcıdır. Antioksidan özelliği ile kansere karşı koruyucudur. Kemikleri güçlendirir.

Lahana: Mide rahatsızlıklarına faydalıdır. Güçlü antioksidandır. Hazımsızlık gidermede faydalıdır. Toksin atıcıdır.

Elma: Bağırsak sisteminin korunmasında faydalı ve posa bakımından zengindir. Kolesterol düşürücü etkisi vardır. Kan şekerini kontrol altında tutar ve vücut direncini artırır. Kas ve eklem ağrılarının azalmasına yardımcı olur.

Şeftali: Vücudun savunma sistemini güçlendirir. Hazmı kolaylaştırır. Sinir sistemine faydası vardır.

Avokado: Kalın bağırsakve hemoroitiçin faydalıdır.Lif oranı yüksektir. Yüksek tansiyonu düşürür.

DİĞER MEYVE VE SEBZELER

DAMAR SERTLİĞİNE KARŞI MISIR

MISIR: Damar sertliğine ve kolesterole faydalıdır. İdrar söktürücüdür. Böbreklerin düzenli çalışmasında fayda sağlar.

ARMUT: Kalp kaslarının düzenli çalışmasında fayda sağlar. Tansiyon ayarlamasında etkilidir. Posa yönünden zenginliği nedeniyle bağırsakları çalıştırır.

DUT: İdrar söktürücü ve bağırsak çalıştırıcıdır.

KİRAZ: Diş çürümesini önlemede faydalıdır. İdrar söktürücüdür. Vücudun su dengesini sağlar.

ERİK: Bağırsak çalıştırıcı ve direnç artırıcıdır.

İNCİR: Sindirime yardımcıdır. Kemik ve diş sağlığına etkilidir.

EMZİREN ANNEYE YER ELMASI

YER ELMASI: İnsülin ve glikoz içerir. Emziren annelerde süt artırıcı etki yapar. Böbreklerin düzenli çalışmasına yardımcı olur. Cilde faydalıdır.

ÜZÜM: Sindirim sistemi üzerinde faydalıdır. Vücudun savunma mekanizmasını güçlendirir.

SALATALIK: Cildi nemlendirir. İdrar yolları enfeksiyonlarında faydalıdır. Bol miktarda posa içermesinden dolayı bağırsak çalıştırıcıdır. Sakinleştirici etkisi vardır ve toksin atıcıdır.

KUŞBURNU: İdrar yolları enfeksiyonlarında etkilidir. Bağırsak çalıştırır. Enfeksiyonlara karşı vücudu korur. Güçsüzlük ve halsizliğe iyi gelir.

MARUL: Sinir sisteminde faydalıdır. Büyüme ve gelişmede, cilt ve saç sağlığında olumlu etkileri vardır.

KARNABAHAR: Kalp hastalıklarında ve tansiyon düşürmede faydalıdır.

KOLESTEROL DÜŞMANI TAZE FASULYE

TAZE FASULYE: Kötü kolesterolü düşürür. Antioksidan özelliği vardır.

PIRASA: İdrar söktürücüdür. Bronş açıcıdır. Sindirimi kolaylaştırır.

PATATES: Hazımsızlığı giderir. Mide rahatsızlıklarında faydalıdır. Kalp üzerinde olumlu etkileri vardır. Nişasta içeriğinden dolayı kan şekerinin hızla yükselmesine sebep olabilir.

AYVA: Mideyi rahatlatır. İshale karşı koruyucudur. Cilde faydalıdır.

ISPANAK: Cilt sağlığına, sinir sistemine, sindirime, göz sağlığına, büyümeye ve gelişmeye faydalıdır.

C VİTAMİNİ DEPOLARI

PORTAKAL: Kansızlığa iyi gelir. Kalp ve atardamarları korur. Kolesterol düşürücüdür. Bağışıklık sistemini güçlendirir.

MANDALİNA: Hastalıklara karşı vücudun direncinartırır. Yüksek tansiyonu düşürmeye yardımcı olur. Damar sertliğine faydası vardır. Güçlü bir antioksidandır.

 

 

 

Sprechen über HOŞGELDİN RAMAZAN

 

Zitat


 


 

       

Çoklu zeka

Çoklu zekanın anlaşılarak, geliştirilebilmesi umuduyla…
Doğal zeka
Çevre, doğa olayları, ekolojik unsurlara aşırı duyarlıdırlar. Düşünürken doğa formları, hayvan-bitki figürleri ile düşünürler. Hayvan beslemeyi doğayı, toprakla uğraşmayı önemserler. Mevsimler, iklim olayları ile ilgilenirler.Hava tahmin konularına ilgi duyarlar
İçsel zeka
Kendi ile ilgilenme, kendini tanıma, güçlü zayıf taraflarını fark etme yeteneğidir. Kim olduğu, neyi yapmak istediği, nelere yönelmesi gerektiğini, nelerden uzak durması gerektiğini bilme kapasitesidir. Bir şeyi düşünürken kendi duyguları, ilgisi, ihtiyaçları ve istekleriyle amaçlarını bağdaştırmaya çalışırlar. Bağımsız olma, kendilerini açık ve net dile getirme, olaylardan ders almaya yatkındırlar. Psikolog olmaya yatkındırlar.
Sosyal zeka
Çevresindeki insanların duygularını, isteklerini, ihtiyaçlarını anlama, ayırt etme ve karşılaştırma gücüdür. Sosyal zekası yüksek olanlar, insanları tanıma konusunda çok başarılıdırlar. Liderlik özellikleri vardır. Yüz ifadelerine ve seslere, insanlardaki farklılıklara duyarlıdırlar. Yüzleri çok iyi okurlar. Analiz etme, yorumlama ve değerlendirme kapasiteleri yüksektir. Sözlü ve sözsüz iletişimde yetenekleri üstündür. Organize etmeyi, lider olmayı, başkalarına yardım etmeyi, empatik iletişimi ve öğretmeyi severler. Genellikle danışman, öğretmen ve siyasi lider olurlar.
Bedensel zeka
Bir sorunu çözmek, bir model oluşturmak, bir şeyler üretmek için bedenlerini, ellerini, parmaklarını kullabilme gücüdür. Bedensel zekası yüksek olanlar, duygu ve düşüncelerini dokunarak, hareketlerle anlatmada beden dilini kullanmaya çok yatkındırlar. Koşmayı, zıplamayı, mimik ve jestleri kullanmayı, bir yerler inşa etmeyi çok severler. El becerileri iyidir, tamir işlerini çok rahat yaparlar. Başkalarının mimik ve jestlerini kolayca taklit ederler. Sporcuların, aktörlerin, heykeltıraşların çoğu bedensel zekayı yüksek olan insanlardır.
Müzik zeka
Ritim, nota, ses tonu, ahenk, melodi gibi müziksel unsurlara aşırı duyarlıdırlar.müziksel unsurları hemen fark ederler, değerli bulurlar ve ifade ederler. Nota, solfej bilmeseler bile, melodileri hemen akılda tutarlar. Müzik eşliğinde çalıştıklarında öğrendiklerinin kalıcılığı artar. Tempo tutma, mırıldanma, ıslık çalma, eşlik etme, müzik dinleyerek kitap okuma sevdikleri şeylerdir.
Görsel zeka
Görsel zekası yüksek olanlar işittiklerini değil de, gördüklerini akıllarında daha iyi tutarlar. Film ve slayt gösterileri eşliğinde öğrenmeyi severler. Hayat dünyaları geniştir. Resimli kitaplara, sanatsal etkinliklere yatkındırlar. Renklere çok hassastırlar. Mimar, fotoğrafçı ve dekoratör olabilirler.
Sayısal zeka
Sayısal zekası yüksek olanlar sebep-sonuç ilişkisi kurmayı, “neden” demeyi severler, çok soru sorarlar. olayları kategorize ederek bağlantılar kurmaya kafa yorarlar. Hesap yapmayı, bir makineyi söküp nasıl çalıştığnı görmeyi severler.Nedenini bilmediği şeyi fazla akılda tutamazlar. Bilim adamı, matematikçi ve bilgisayar programcısı olma ihtimalleri yüksektir.
Sözel zeka
Kelimeleri etkili kullanma yeteneğidir. Dinleyerek öğrenmeyi sever, duygu ve düşüncelerini sözel ifadelerle aktarırlar. İki yazarlar iyi anlatırlar, kitap okumayı, kelime oyunları severler. Kavramlarla ve kelimelerle düşünürler. Sözel zekaya sahip insanlar daha çok yazar gazeteci ve politikacı olurlar.

Duanın kabul edilmesine en uygun vakitler

Duanın kabul edilmesine en uygun vakitler

İşte o 10 vakit ve duası kabul olan kimseler...

Hadis-i şeriflerde duanın kabul edilmesine en elverişli vakitler olarak şu zaman dilimlerinden bahsedilir:

Gecenin son üçte birlik kısmı.
Farz namazların sonrası.
Secde esnasında yapılan dualar.
Hac veya umrede yapılan dualar.
Ezan okunduğu vakit.
Ezanla kamet arası.
Yağmur yağdığı zaman.
Kur’an hatminden sonra.
 Gözlerimiz iman hassasiyetiyle yaşardığı zaman.
Bizi yalnız Allah’ın gördüğü yerler.


DUASI KABUL OLAN KİMSELER

Bir de duası kabul olan kimseler var. Birkaç cümleyle onlardan da bahseeyim. Değişik hadislerde şu kimselerin yaptığı duaların reddolunmayacağı haber veriliyor: Evine dönünceye kadar hacının ve gazinin duası. İyileşinceye kadar hastanın duası. Mü’min bir kimsenin, diğer mü’min kardeşi için gıyaben yaptığı dua. İftar edinceye kadar oruçlunun duası. Adaletli devlet başkanının duası. Babanın evladına duası. Esma-i Hüsna, salih ameller, peygamberler ve diğer büyük zatlar ile tevessül edilerek yapılan dualar. Misafirin ev sahibine duası. Mazlumun duası.

ŞEYTAN VE DOSTLARI

 

Alıntı

ŞEYTAN VE DOSTLARI
ŞEYTAN VE DOSTLARI
  
Bir gün Şeytan, dünya çapında konvansiyonel bir toplantı için tüm dostlarını çağırmış. Açılış konuşmasında demiş ki:
Müslümanların Camilere gitmesini engelleyemiyoruz. Kur'an okumalarını ve gerçekleri öğrenmelerini de engelleyemiyoruz. Allah ve elçisi  ile sağlam ilişkiler kurmalarını da engelleyemiyoruz. Allah ile bir kere  bağlantı kurduklarında üzerlerindeki gücümüz kırılıyor.
 
Dostları demiş ki: Gerçekten zor bir durum, peki ne yapalım?
 
Şeytan demiş ki: Bırakın Camilere gitsinler. Fakat zamanlarını çalın, böylece Allah ve elçisi  ile bağlantı kuramasınlar. Sizden isteğim budur.
 
Şeytan devam etmiş: Dikkatlerini dağıtın, böylece gün boyunca Allah ile hayati öneme sahip bağlantıyı kuramasınlar.
Dostları şaşırmış: Bunu nasıl başaracağız?
Şeytan: Hayatın önemsiz ayrıntılarıyla zihinlerini sürekli meşgul et!  Müslümanların kulaklarına şunu fısılda: 'Harca, harca, harca.. Borç al, borç al, borç al..' Kadınlarını işe girip uzun saatler boyunca çalışmaları için ikna et ! Erkeklerin haftada 6-7 gün, günde 10-12 saat çalışmalarını ve böylece hayatlarında boşluk kalmaması için planlar yap! Çocukları ile zaman geçirmelerini engelle! Evleri ferahladıkları bir yer olmaktan çıkacaktır! Zihinlerini o kadar meşgul et ki kendi iç seslerini (oto kritik, nefis muhasebesi) dinleyemesinler! Böylece kafaları karışacak, Allah ve elçisi ile zihinsel beraberlikleri kopacaktır.
 
Bravooo, mükemmel fikir, diye alkışlamış dostları.
 
Durun, daha bitmedi, diye devam etmiş Şeytan:
Kahvehanelerde, doktor muayenehanelerinde,  kafe'lerde masaları gazete ve dergilerle doldur! Zihinlerini 24 saat haber bombarıdmanına tut! Araba kullanma esnasında tefekkür etmelerini, İnternete girenlerinin mailboxlarını, junk maillerle, sipariş  katalogları ile, bahislerle, çekilişlerle, promosyon ürünleri ile ve  boş umutlarla doldur! Gazete ve TV'leri ince yapılı güzel modellerle doldur ki kocaları dış güzelliğin önemli olduğuna inansınlar ve hanımlarından hoşlanmasınlar! Kadınların, akşamları kocalarıyla ilgilenemeyecek kadar çok yorulmasını sağla! Eğer kadınlar, erkeklerin ihtiyacı olan sevgiyi veremezlerse, erkekler  bu sevgiyi başka yerlerde arayacaklardır! Çocuklarına namazın önemini anlatmalarını engellemek için hikaye kitaplarını tavsiye et!
Doğaya çıkıp Allahın yaratma sıfatını görmelerini engellemek için onları çok meşgul et, eğlence parklarına, fuarlara, spor karşılaşmalarına, oyunlara, konserlere, sinemalara vs götür! Oralarda kavga çıkarıp birbirlerini vurmaları sağla! Bizim işimiz fitne çıkarmaktır, bunu unutma! İslami dostluklar ve sohbetler yerine, taraftar-parti dostluklarını ve  dedikoduları teşvik et! İşte plan bu! Futbol, hayatlarının odağı olsun. Futbolcuların isimlerini çocuklarına ezberletmeyi marifet saysınlar! Ancak İslamın şartlarını merak bile etmesinler! Kurnazca plan için dostları şeytanı çılgınca alkışlamışlar ve ülkelere dağılırken Müslümanları daha fazla meşgul edeceklerine, telaş içinde oraya buraya koşuşturacaklarına, Allah'a, Elçisine ve ailelerine daha az zaman ayırtacaklarına söz vermişler.
 
Sence bu plan başarılı mı?
 
Eğer MEŞGUL değilsen bu yazıyı başkalarınada gönderirmisin?

Bulgur yiyerek zayıflayın

Bulgur yiyerek zayıflayın

Gaziantep Üniversitesi (GAZÜ)

Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mustafa Bayram, yapılan araştırmaların bulgur yiyerek dengeli ve sağlıklı bir şekilde kilo verilebileceğini ortaya koyduğunu bildirdi.

Doç. Dr. Bayram, daha önce yapılan birçok çalışmada bulgurun kolon kanserine iyi geldiği, hamilelik döneminde alınan bulgurun bebeklerin beyin gelişimini desteklediğinin tespit edildiğini belirtti. Bulgurun fonksiyonel bir gıda olduğunu, fonksiyonel gıdaların en önemli özelliklerinden birinin insanın fiziksel aktivitesini yükseltmesi ve vücudun ihtiyaç duyduğu maddeleri karşılaması olduğunu ifade eden Doç. Dr. Bayram, şu bilgileri verdi: "Bulgurdaki yüksek amiloz miktarı, dayanıklı nişasta ve posa miktarı ile düşük glisemik indeksi, insanda uzun süre tokluk hissi sağlıyor. Yapılan araştırmalar, bulgur yiyerek dengeli ve sağlıklı bir şekilde kilo verilebileceğini ortaya koyuyor.

2004'te Türkiye'ye bulguru araştırmak için gelen Avustralya Curtin Üniversitesi Öğretim Üyesi Vicky Solah ve ekibinin geçen yıl Avustralya'da yaptığı araştırmaya göre, bulgur çok önemli bir diyet maddesi. Çalışmadan elde edilen sonuçlara göre, bulgur pirinçle kıyaslandığı zaman daha yüksek seviyede tokluk hissi veriyor." Doç. Dr. Bayram, yapılan araştırmada yaşları 18 ile 50 arasında değişen bir denek grubu kullanıldığını ve deneklere öğünlerinde pirinç ve bulgurdan oluşan yemekler verildiğini belirtti. Çalışmada bulgurun açlığı 1,1.5 saat civarında geciktirdiğinin tespit edildiğini, ayrıca deneylerde içinde pirinç olan yemeklerden yiyen bir erkek deneğin 1022 kcal(insan vücudunun kullandığı enerji), bulgurla ise 909 kcal aldığının tespit edildiğini bildiren Doç. Dr. Bayram, şunları kaydetti: "Çalışma kapsamında kadın denekler pirinçle 755, bulgurla ise ortalama 550 kcal�lik bir enerji alındığı bulundu.

Bu bulgular, bulgurun halkın zannettiği gibi kilo yapan bir madde olmadığını aksine diyetlerde sağlıklı bir şekilde vücudun ihtiyacını karşılayarak düzenli kilo verilmesini sağladığını ortaya koyuyor. Bu araştırma 'Measurement of Satiety of Wheat-Based Bulgur by İntervention and Sensory Evaluation" başlığı ile 'Cereal Foods World' isimli bilimsel dergide yayımlandı." Literatüre yeni bir terminoloji Doç. Dr. Mustafa Bayram, bulgurun son yüzyılın en önemli gıda maddesi durumuna gelmeye başladığını, bu nedenle bulgur üzerindeki çalışma ve araştırmaların arttığını söyledi.

Yaptığı çalışmalar sonucunda yeni bir terminoloji geliştirerek sadece bulgurda kullanılan pişirme ve kurutma tekniğinin beraberce kullanılmasını "bulguration" olarak adlandırdığını ve bu çalışmanın "Focus on Food Engineering Research and Developments" adlı bilimsel kitapta, "Bulguration: Combined Cooking and Drying Operation" başlığı adı altında yayımlandığını bildiren Bayram, açıklamasını şöyle sürdürdü: "Bu çalışmayla mühendislikte birim operasyonlarının tanımlanmasında yeni bir terminoloji bilim literatürüne kazandırılmış oldu. Buna göre, bulgur bir gıda ürünü olarak adlandırıldı, pişirme ve kurutma işleminin birlikte kullanıldığı operasyonlarda, bulguration (bulgurasyon) kelimesi kullanılabilecek."

Konuşulan konu Sami Yusuf çocuk katilleri ile el ele....

 

Alıntı

Sami Yusuf çocuk katilleri ile el ele....
Türkiye´de konser veren Sami Yusuf, iki yüzlü çıktı. Roj TV´deki hali üzdü...

samiyusuf


Geçen hafta Türkiye´de konser veren İslami müzisyen Sami Yusuf, hayranlarını şaşkına uğrattı. "Türkiye´yi çok sevdiğini" söyleyip, konserini hınca hınç doldurtan Yusuf, bu kez Roj TV´deydi...

PKK´nın kanalına çıkan Yusuf, yaklaşık 2 saat sohbet edip sevilen parçalarını stüdyo ortamında seslendirdi. Mini bir konser veren Sami Yusuf´un, kanlı terör örgütünün kanalına çıkması hayal kırıklığı yarattı.

Sami Yusuf ROJ TV´de de o çok bilinen "Sallallahu aleyhi ve sellem", ve "Allahu alllah" gibi çok dinlenen eserlerini seslendirdi.

Sami Yusuf geçtiğimiz hafta İstanbul´a geldiğinde yaklaşık 50 bin kişinin izlediği konser vermişti.  Genç kızlar arasında büyük bir hayran kitlesine sahip olan Yusuf, bu iki yüzlü tavrı ile dikkat çekti...

 

kaynak:Haber ajanslari


.

Küçük oğlumuz annesine geldi ve ona elindeki kağıdı uzattı. Annesi ellerini önlüğüne kuruladıktan sonra kağıdı okumaya başladı:
Çimleri biçtiğim için 5 YTL
Bu hafta odamı temizlediğim için 1 YTL
Alışverişe gittiğim için 50 kuruş
Küçük kardeşime baktığım için 25 kuruş
Çöpü döktüğüm için 1 YTL
İyi bir karne getirdiğim için 5 YTL
Bahçeyi temizlediğim için 2 YTL
Toplam borç: 14 YTL 75 kuruş
Annesi umutla kendisini süzen oğlumuza baktı. Eline bir kalem aldı, kağıdın arka yüzünü çevirdi ve şunları yazdı:
Seni dokuz ay karnımda taşıdım Bedava,
Hasta olduğunda başını bekledim, elimden geleni yaptım, Bedava,
Senin için dua ettim. Yıllar boyu değişik nedenlerle senin için gözyaşı döktüm  Bedava,
Senin için geceler boyu kaygı duyup, uykusuz kaldım  Bedava,
Oyuncaklarını topladım, yemeğini hazırladım, giysilerini yıkadım, ütüledim   Bedava,
Ve oğlum bunların hepsini topladığın zaman gerçek
sevginin bedelinin olmadığını görürsün   Bedavadır çünkü.
Oğlumuz annesinin yazdıkların okuyunca gözleri doldu. Annesine baktı ve "Anneciğim, seni seviyorum" dedi.
Sonra annesinin elinden kalemi aldı ve kağıda büyük harflerle şunları yazdı:
"HEPSİ ÖDENMİŞTİR".

sayiler , gün ve aylar

Tavla oynayanlar Farsça altıya kadar saymasını bilirler. (yek, du, se, cihar, penç, şes) Şimdi de yedi sayısını öğreniyoruz. Farsça yedi (heft)dir veya (hefte) Yedi günlük hafta ismi de buradan alınmıştır.
Halen Türkçede kullandığımız gün isimlerinin kökenlerinin neler olduklarını biliyor musunuz?
Cuma Arapça (Toplama, toplanma)
Cumartesi Arapça (Ertesi) Türkçe
Pazar Farsça Ba (Yemek), zar (yer)
Pazartesi Farsça (Ertesi) Türkçe
Salı İbranice (Üçüncü)
Çarşamba Farsça (Cehar) şenbe (dördüncü gün)
Perşembe Farsça (Penç) şenbe (beşinci gün)
Günümüzde kullandığımız ay isimlerinin geldikleri yerler de karışık. Hicri takvimdeki Arabi ay isimlerinin bugün hiçbirini kullanmamamıza rağmen yine de Şubat, Nisan, Haziran, Temmuz ve Eylül aylarının isimlerinin kökenleri Arapça ve Süryanice, Kasım ayının ise Arapça.
İşin daha ilginç yanı bunlardan Şubat, Nisan, Temmuz ve Eylül hemen hemen aynı telaffuzla Yahudi takviminde de yer alıyorlar. Gelin ayların isimleri ve kökenlerine bir göz atalım.
Ocak Türkçe (Kışın evlerde ateş yakılan yer)
Şubat Süryanice
Mart (Latince Mariîus mitolojik isim Mars tan)
Nisan Süryanice
Mayıs (Latice Tanrıça Marianın ayı)
Haziran Süryanice
Temmuz Arapça Süryanice
Ağustos (Latice Roma İmparatoru Augustusun adından)
Eylül Süryanice
Ekim (Türkçe Toprağı ekmekten)
Kasım (Arapça Bölen)
Aralık (Türkçe İki zaman dilimi arası)

i

Yemekten sonra

Yemeklere Besmele ile baslamakve Elhamdülillahla bitirmek vede 
Hemen Sonra Yapılmaması Gereken 7 Şey

*Sigara İçmeyin :  Uzmanlarca yapılan deneyler, yemeklerden hemen sonra içilen bir sigaranın 10 sigaraya eşdeğer
olduğunu kanıtlamıştır.(Kanser olma riski daha yüksek.)

*Hemen meyve yemeyin :  Yemeklerin peşinden yenen meyveler midenin havayla davul gibi şişmesine neden olur.

* Çay içmeyin :  Zira çay yaprakları yoğun asit içerir. Bu madde tükettiğimiz gıdalardaki proteinin hazmını zorlaştırıyor.

* Kemerinizi gevşetmeyin :  Yemekten sonra kemeri gevşetmek kolaylıkla bağırsak düğümlenmesine ve tıkanmasına neden olur.

* Banyo yapmayın :  Banyo yapmak ellerdeki, bacaklardaki ve vücuttaki kan akışını hızlandırır, böylece mide çevresindeki
kan miktarı bu durumda azalır. Bu da midemizin sindirim sistemini zayıflatır.

* Yürümeyin :  İnsanlar çoğu zaman, yemeklerden sonra 100 adım yürümek 99 yaşına kadar yaşamanızı sağlar derler.
Gerçekte bu doğru değildir. Yürümek sindirim siteminin aldığımız gıdalardan besinlerin emilimini engeller.

* Hemen uyumayın :  Aldığımız gıdalar yeterince sindirilemez. Bu durum bağırsağımızda gastrit ve enfeksiyona önderlik eder.


israillilerin yaptiklari

Birkaç yıl önce, genç pasifist Rachel Corrie,sadece 23 yaşındayken hayatını kaybetti. Kendisi Olympia Üniversitesi (Washington) öğrencisiydi ve adalet ve barış için çalışan bir gönüllü örgütünün üyesiydi.
Organizasyonuyla birlikte 11 Eylül saldırılarının kurbanlarının yanı sıra Afganistan savaşının mazlumları anısına da faaliyette bulunmaktaydı.

Bu yıl, Rachel teoriden pratiğe yönelmeye karar verdi ve Filistin sınırında Uluslararası Dayanışma Örgütü’yle birlikte hareket etmek üzere İsrail’e gitti.
 

Filistin bölgesinde intihar bombacılarının olduğu söylenen evleri yıkan İsrail buldozerlerini durdurma hareketine katıldı.

E-mailinde arkadaşlarına şunları yazdı: “Evlerin içinde insanlar olsa bile evleri yıkıyorlar.Hiçkimseye ve hiçbirşeye saygıları yok.”
 

15 Mart’ta Gazze şeridi yakınlarındaki bir olayda,Rachel, arkadaşlarıyla beraber, yıkımlara karşı direnişteydi.
 

“Buldozerin önünde oturma eylemi yapmaktaydı,operatör onu gördü,ama yoluna devam etti ve onun üzerinden geçti” diye aktarıyor Amerika’lı pasifist eylemci Joseph Smith.
 

Bir diğer arkadaşı Nicholas Dure ise

“Buldozer, üzerine toprak attı

ve onu çiğnemeye başladı” diye konuşmakta...
 

Arkadaşları mümkün olan her şekilde buldozeri durdurmaya çalıştı, ve Rachel’e ilk yardım girişiminde bulunda ama yapacak birşey kalmamıştı.
 
Rachel Corrie sadece 23 yaşındayken, vücuduyla Filistinliler’in bir barınağı ve barış içinde bir toprağı olmak hakkını savunurken yaşamını yitirmişti.
 
İsrail yetkilileri olayın farklı versiyonlarını aktardı,ama hepsi fotoğraflar ve açıklamalarla çelişki halindeydi.
Genç kız, oturma eylemi yapmakta iken barbarca bir şekilde öldürülmüştü.
Rachel ve arkadaşları Gazze’de hergün birçok evin yıkıldığını, bombaların Rafah mülteci kampındaki temiz su kaynaklarını yok ettiğini ve oradakilerin İsrail ateş hattında durmaksızın kendilerini savunmalarına imkan olmadığını bildirmişlerdi.
 


ALINTI   ISRAIL ÖNÜNE GELEN ENGEL TANIMIYOR MÜSLÜMAN VAYA HIRISTIYAN FARK ETMIYOR YALNIZ YAHUDI OLMASIN
Olympia (Washington) ve ABD’de Rachel’i anmaya yönelik birçok hareket gerçekleştirilmiştir.
 

.

 




1apassaroscolorsfx0

Şükür yarab

Dünyanin cilvesine kapıldık gittik
Azımız kurtuldu cogumuz yittik
Yardımın gelmezse hepimiz bittik
Halimiz malumdur yardım et ya rab

Bizi bizden fazla düşünen sensin
Perişan halimizi en iyi bilensin
Çok bekletme ya rabbi yardımın gelsin
Halimiz malumdur yardım et ya rab

İhtilaflar coğaldı kafalar karışık
Kendi kendisiyle çok azımız barışık
Bu millet aslında güzelliğe alışık
Halimiz malumdur yardım et ya rab

Nefsimizin elinde oyuncak olduk
Şeytana uyduk belayı bulduk
Unuttuk ahireti ortama uyduk
Halimiz malumdur yardım et ya rab

Verdiğin nimetlere şükür etmedik
Yediğimiz meyvelerin aynısını dikmedik
Davamız dedik amma çilesini çekmedik
Halimiz malumdur yardım et ya rab

Hoşumuza gitti şaşalı yaşamak
Uzaklaştık Kuran dan basamak basamak
Yardımın olmazsa bu engeli aşamak
Halimiz malumdur yardım et ya rab

Koyduğun kuralları bazen aşıyoruz
Bazen pişman oluyor bazen şaşıyoruz
Kimimiz perişan, kimimiz yaşıyoruz
Halimiz malumdur yardım et ya rab

Hiçbiriniz kendisi için istedigini (mü'min) kardesi için istemedikçe (gerçek) iman etmis olamaz. ..
alaksresi7dg1fk7ca9xx4ww

KUR'AN-I KERİM.

Okuyan:Abdurrahman Al Sudais
11.Hud 12.Yusuf 13.Ra'd 14.İbrahim 15.Hicr
16.Nahl 17.İsra 18.Kehf 19.Meryem 20.Taha
21.Enbiya 22.Hac 23.Mü'minun 24.Nur 25.Furkan
26.Şuara 27.Neml 28.Kasas 29.Ankebut 30.Rum
31.Lokman 32.Secde 33.Ahzab 34.Sebe 35.Fatır
36.Yasin 37.Saffat 38.Sad 39.Zümer 40.Mümin
46.Ahkaf 47.Muhammed 48.Fetih 49.Hucurat 50.Kaf
51.Zariyat 52.Tur 53.Necm 54.Kamer 55.Rahman
66.Tahrim 67.Mülk 68.Kalem 69.Hakka 70.Mearic
86.Tarık87.A'la 88.Ğaşiye 89.Fecr 90.Beled
91.Şems 92.Leyl 93.Duha 94.İnşirah 95.Tin
101.Kaari'a 102.Tekasür 103.Asr 104.Hümeze 105.Fil
106.Kureyş 107.Ma'un 108.Kevser 109.Kafirun 110.Nasr
111.Tebbet 112.İhlas 113.Felak 114.Nas
gece-mavisi-2


 ALINTI BU ADRES'TEN              http://wolf7unitedstates.spaces.live.com/blog/cns!47F08B9270F6C782!2323.entry

Kronometre:)

Bu sayfada dakika saniye misafirim oldunuz




ilklere imza atan türk kadinlari

İlklere İmza Atan Türk Kadınları
___________________________________________
 
 
  1. İlk alfabenin yazarı: Melahat Uğurkan
  2. İlk avukat: Süreyya Ağaoğlu
  3. İlk bakan: Prof. Dr. Türkan Akyol
  4. İlk başbakan: Prof. Dr. Tansu Çiller
  5. İlk belediye başkanı: Müfide İlhan
  6. İlk büyükelçi: Filiz Dinçmen
  7. İlk Danıştay Başkanı: Füruzan İkincioğulları
  8. İlk Danıştay üyesi: Şükran Esmerer
  9. İlk Adalet Müfettişi ve Adalet Başmüfettişi :Nazmiye Kılıç
  10. İlk diş hekimi: Ferdane Bozdoğan Erberk
  11. ilk doktor: Safiye Ali
  12. İlk dünya güzeli: Keriman Halis
  13. İlk eczacı: Rukiye Kanat Arran
  14. İlk emniyet müdürü: Feriha Sanerk
  15. İlk hakim: Suat Berk
  16. İlk hazine genel müdürü: Aysel Gönül Öymen
  17. İlk hemşire: Esma Deniz
  18. İlk hesap uzmanı: Müşerref Çallılar ve Güzide Amark
  19. İlk heykeltıraş: Sabiha Bengütaş
  20. İlk hukukçu: Beraat Zeki Üngör
  21. İlk jet pilotu: Leman Altınçekiç
  22. İlk karakol amiri: Nevlan Kulak
  23. İlk kaymakam: Özlem Bozkurt
  24. İlk kimyacı: Remziye Hisar
  25. ilk makinist: Seher Aytaç
  26. İlk milli eğitim müdürü: Güler Karakülah
  27. İlk milli maç hakemi: Lale Orta
  28. İlk muhtar: Gül Esin
  29. İlk müzeci: Seniha Sami
  30. İlk opera sanatçısı: Semiha Berksoy
  31. İlk orman mühendisi: Binnaz Zehra Sert
  32. İlk otomobil yarışçısı: Samiye Morkaya
  33. İlk petrol mühendisi: Halide Ural Türktan
  34. İlk pilot: Sabiha Gökçen
  35. ilk polis memuru: Betül Diker
  36. İlk profesör: Dr. Fazıla Şevket Giz
  37. İlk radyo spikeri: Emel Gazimihal
  38. İlk savcı: Tüzünkan Koçhisaroğlu
  39. İlk sayıştay üyesi: Fehrunisa Etmen
  40. İlk senatör ve elçi: Adile Ayda
  41. İlk sendika başkanı: Dervişe Koç
  42. ilk subay: Ülkü Sema Toksöz
  43. İlk TBMM başvekili: Neriman Neftçi
  44. İlk Türkiye güzeli: Feriha Tevfik
  45. İlk TV spikeri: Nuran Devres
  46. İlk vali: Lale Aytaman
  47. İlk veteriner: Sabire Aydemir
  48. İlk yargıtay üyesi: Melahat Ruacan
  49. İlk yüksek mahkemesi başkanı: Firdevs Menteşe
  50. ilk yüksek mimar: Münevver Gözeler
  51. İlk yüksek mühendis: Sabiha Ecebilge
  52. İlk kadın vali: Lale Aytaman.
  53. İlk kadın bakan: Türkan Akyol
 
 
 

Örnek kadın, önder; Hz. Hatice


Örnek kadın, önder; Hz. Hatice

İlk Müslüman Hz. Hatice Validemiz… Efendimiz'e o kadar âşıktı ki, yörede geçerli adetlere meydan okuma pahasına sevdiği erkeği istemiş, O'na evlenme teklifinde bulunmuştu. Kadının önemsenmediği, hatta kız çocuklarının diri diri toprağa gömüldüğü bir dünyada, hem de evlilik gibi kuralları son derece belirgin bir konuda şartları zorlamak, toplumun hışmına uğramaya sebepti.

Önce ortaklık teklif etti
Hz. Hatice, Rasûl-i Ekrem'in ticaretle uğraştığını duymuş, Onun ticaret işlerinde gösterdiği doğruluğunu ve "El-Emîn" vasfını öğrenmiş, Ona da sermaye teklif etmiş, hattâ kabûl ettiği takdirde, başkalarına verdiği hissenin iki mislini bile vereceğini teklifine eklemişti. Bu suretle, Resulullah da Hz. Hatice'nin ortakları arasına girmişti.

Hazreti Peygamber, Hz. Hatice'nin ticaret kervanıyla Suriye'ye ikinci defa gittiği zaman, yanında Hz. Hatice'nin kölesi Meysere vardı. Bunu, Rasûl-i Ekrem'e hizmet için, Hz. Hatice vermişti. Araplarla Yunanlılar arasında ticaret mübadelesi merkezi bulunan (Havra’nın da merkezi olan) Busrâ’ya vardı. Mallarını burada satarak geri döndü. Bu ticaret münasebetiyle Hz. Hatice, fazla kâr bile elde etmişti. Ancak, bu seferiyle Rasûl-i Ekremin muamelelerinde namuskârane hareketini gördü. Faziletini anladı.

Sonra evlilikleri gerçekleşti
Beden ve rûh bakımından da insanların en güzeli Hazreti Muhammed'i candan sevdi. Yüksek ahlâkına hayran oldu. Onunla evlenmeyi içten gelen bir arzu ile istedi. Araya (Nefîse bint-i Münye gibi) vasıtalar girdi. Evlenmeleri kararlaştı.
İmam Suheylî'nin tahkikatına göre, Hz. Hatice'nin babası: Esed oğlu Huveylid, Ficâr savaşından önce vefat etmişti. Fakat amcası, Esedoğlu Amr sağdı. Nikâh meclisi, Hz. Hatice'nin evinde toplandı. Rasûl-i Ekrem de amcalarıyla birlikte mecliste bulundu. Ebûtâlib, bir hutbe takdim etti. (Yani nikâh talebinde bulundu). Hz. Hatice'nin amcası Amr (veya amcâzadesi Varaka ibn-i Nevfel), bu talebe muvafakat cevabı verdi (Sîretülhalebî, C: 1. S: 154). Nikâhı bizzat Ebûtâlib kıydı. Kureyşin uluları da şahid oldu. (Nikâhlık) olarak Hz. Hatice'ye beş yüz altın verildi. Böylece Rasûli Ekrem'in ilk zevcesi Hz. Hatice oldu.

Kişilik özellikleri
1. Efendimiz'in peygamber olduğuna inanan ilk insan olması.
2. Kocasıyla aralarındaki yaş farkını kadın duyarlılığıyla telafi edip hissettirmemesi.
3. Peygamber olduğunu söylediğinde kocasını yadırgamayacak, yargılamayacak, düşünmeye bile gerek görmeyecek kadar yakından gözlemlemiş, bir anlamda hayat arkadaşını derinlemesine okumuş olması.
4. Efendimiz'e babalığı tattıran ilk kadın olması.
5. Eşine her şart altında çok güvenmesi.
6. Efendimiz'e tüm varlığıyla âşık olması?
7. Yıllarca çalışarak kazandığı servetin her kuruşunu, İslâm'ın geleceği için harcaması.

Bu nasıl bir aşk Allah’ım!
Efendimiz'e öyle âşıktır ki, deve kervanıyla ticari seferlere çıktığı sıcak günlerde, "O şimdi güneş altında yanıyor" düşüncesiyle evinin damına çıkmakta, güneş altında akşama kadar oturmaktadır.
Tâ ki, onun yaşadıklarını yaşasın? Onun çektiklerini çeksin.
Meziyetlerinden dolayı İslâm Tarihi ona "Kübra" lâkabını verdi, "Hatice'tül Kübra" (Büyük Hatice) olarak anıldı.
Ve meziyetlerinden dolayı, 39-40 yaşlarında, başından iki evlilik geçmiş bir kadın olmasına rağmen, o tarihte 25'ini süren Son Peygamber'e eş olmayı hak etti.
KirmiziGul 1
basa dön 
/nach oben


KEÇİBOYNUZU

  KEÇİBOYNUZU


Akciğer kanserini % 90 Önleme  Özelliği İLE BİRLİKTE alerjik astım ve nefes darlığı tedavisinde oldukça etkili kısırlık tedavisinde Çok faydası olduğu ,erkeklerde iktidarsızlık sorununun Çözümüne de büyük katkısı bulunan KEÇİBOYNUZUNU Özellikle sigara içenlerin düzenli ve sürekli tüketmelere GEREKİR.
 
Keçiboynuzu (Harnup)
 
Latince ADI: Ceratonia siliqua
 
Almanca: Johannisbrot
 
İngilizce: Carob, St.Johnsbred
 
Anadoluda bazı yörelerde harnup olacakta bilinir.
Yeryüzünün en eski  bitkilerinden olup anavatanı olarak Güney Anadolu, Suriye, Kıbrıs,Yunanistan, İspanya, Fas, Tunus, Cezayir, İsrail ve Libya olup memleketimizde,
Antalya Mersin, Silifke, Datça dolaylarında yaklaşık 1500 km2 lik sahil Şeridinde doğal olarak yetişmektedir.Keçiboynuzu,  yetişmeye  başladığı ilk 15 yıl meyve vermeyen
bir bitkidir. Meyveleri ilk başlarda yeşil olup, olgunlaştıkça kahverengileşen ve tam olgunlaşınca parlak kahverengi renk alır.
 
Keçiboynuzunun en büyük Özelliği nefes darlığına karşı oldukça etkili olmasıdır.
Keçiboynuzunun nefes darlığına karşı etkili olan etkin maddesi  hemen hemen başka hiçbir bitkide bulunmamaktadır.Bu etkin madde aynı  zamanda bazI alerjik astım rahatsızlıklarında Öylesine etkilidir ki; derhal sonuç almak mümkün olabilmektedir.
Ayrıca alerjinin neden olduğu nefes darlığı problemlerinde büyük bir başarıyla  uygulanabilir.
Alerjik nefes darlığı Çeken Bir Çok insan VAR.Bu insanlar yılın belli mevsimlerinde kortizon tedavisinden başka Çare    bulamayanlardır.Öksürük krizlerinin nedenli Şiddetli olduğunu anlatıyorlardı.Keçiboynuzunu Önerdiğim bu insanların Çoğu daha hemen ertesi gün rahatlamaya başladıklarını anlatıyorlardı.Ö' çocuklarda,  keçiboynuzu (harnup) reçetesini uygularken dikkat edeceğiniz en Önemli nokta, günde bir defa VE sadece sabah kahvaltısı arasında tüketilmesidir.ÖĞle veya akşam uygulanmaması gerekir.
 
Guatr rahatsızlığından dolayI nefes darlığı Çekenlerde bu kürden olumlu sonuçlar aldıklarını belirtmişlerdir.
 
Harnupça bulunan bazI etkin maddeler aşağıdaki tabloda belirtilmiştir.
 
Tablo: Keçiboynuzunda bulunan bazI etkin maddeler
 
Alpça-aminopimelic acid
concanavalin
Beta-D- glucolgallin
Myo-inositol
Beta-D-...galloylglucose
Pentosane
Capronic acid
Primverose
Catechin-tannin
Tannin
Ceratose
Tocopherol
Chiro-inositol
Xylose
 
Keçiboynuzunun içerdiği gallik asit insan SAĞLIĞI üzerinde Öylesine Çok yönlü Özellikleri olan bir maddedir ki,bu Özelliklerinden bazıları  aşağıdaki tabloda belirtilmiştir.
 
Tablo: Gallic asitin etkin Ö¶zellikleri
 
Analgesic -    AĞrI kesici
Antiallergenic - Alerjiye karşı
Antiasthmatic -  AstIma karşı
Antibacterial - Bakteri yok edici
Antibronchitic -  BronŞite karşı
Anticancer -  Kansere karşı
Antihepatotoxic -  Karaciğeri toksinden arındırıcı
Antioksidant -  Serbest radikalleri yok edici
Immunostimulant - BAĞIŞIKLIK sistemini gÖÇlendirici
Antiviral - Mikroplara karşı
Antiseptic -  antiseptik
cancer-preventive -  kansere karşı koruyucu
antinitrosaminic -  nitrozamin yok edici
bronchodilator -  bronŞgeniŞletici
antipolio - Çocuk felcine karşı
 
Yukarıdaki tabloda görüldüğü gibi gallik asit Çok yönlü bir maddedir. Bu  maddenin belirtilen bu Özelliklerini artıran ve takviye eden keçiboynuzunda bulunan promotor maddelerdir.
 
Akciğer Ödemine karşı keÇiboynuzunun desteği bulunmaz bir imkan.Balgam söktürücü gücü ve astıma karşı olan tedavi edici gücü Çok fazladır.Sigara içenler keçiboynuzu kürüne başladıktan bir iki gün sonra  nasıl balgam  Çıkardıklarını hayretle gözleyeceklerdir.
 
Keçiboynuzu, insanlığın korkulu rÖyasI akciğer kanserini %90 oranında Önleme üçüne sahiptir.Özellikle sigara içen insanlarda akciğer kanserine yakalanma riskinin ne kadar yÖksek olduğu,bu konuyla ilgili hemen her  klinik deneyde ortaya konmaktadır.
Keçiboynuzunun bu koruyucu Özelliği tabiat ananın insanlara olan bir lütfüdür.Bir insanın kendi kendine (SAĞLIĞI açısından) verebileceği en büyük zarar; sigara içmesidir.
Eğer sigara içiyorsanız, keçiboynuzunun uygulama 2 de  belirtilen kürünü yapmakta büyük faydalar vardır.UnutmayInIzki, sigara içmek sadece akciğer kanserine
yakalanma riskini   artırmıyor, genel olarak insan   SAĞLIĞINI olumsuz etkileyen zararlı bir alışkanlıktır.
 
Keçiboynuzu akciğer kanserini Önleyen mükemmel bir meyvedir.Ancak,  akciğer kanserine yakalanmış olanlar için tedavi etme gücü Çok zayıftır.
Buradada belirtmekte tekrar fayda VAR Kİ;
bir bitkinin hastalığı Önleyici   Özelliği ile hastalığı tedavi etme Özellikleri birbirlerinden farklı Şeylerdir.
İşte keçiboynuzunun akciğer kanserini tedavi etmekteki gücünü  artırıcı farklı  etkin maddeler içeren ikinci bir bitkiye ihtiyaç vardır.
Bu ikinci takviye bitki kırmızı turptur.
 
Keçiboynuzu aynı zamanda sperm sayısını artıran ÖzelliĞede sahiptir.aktif sperm sayısı az olan ve az sperm sayısından dolayI Çocuğu olmama riski yüksek baba adaylarının kullanmasında Çok büyük fayda vardır.KIsaca, sperm sayısı az olanlar için ideal bir bitkisel Çözümdür.Sperm sayısının normal değeri 40 milyon dur. Sperm sayıları bu değerin altında olduğu için Çocuk sahibi olamayan erkekler için biçilmiş kaftan.
Keçiboynuzu kürünü kullananlar sperm sayılarının nasıl artIŞ gösterdiğini Hayretle göreceklerdir.
 
 
İktidarsızlığa karşı adeta mucize Çözüm keçiboynuzudur.
iktidarsızlık Çeken erkeklerin hiç Çekinmeden kullanabilecekleri keçiboynuzu kürü,  iktidarsızlığa karşı mükemmel bir Çözümdür.Herhangi bir yan tesir olmayan bu uygulama iktidarsızlık Şikayetleri olan erkekler için mükemmel bir yardımcıdır.
İktidarsızlığa karşı eczanelerde satılan, 2000 yılının bu konudaki en büyük buluşlarından biri sayılan viagra (sildenafil citrate) ile mukayese kabul edilemeyecek Özellikleri vardır.
Viagra'nIn bir Çok yan tesiri vardır.Özellikle kalp rahatsızlığı olanların kullanmaması
gereken bir ilaçtır.
 
Keçiboynuzu kürünün viagra'dan üstün tarafları:
 
1· Keçiboynuzunun herhangi bir yan tesiri yoktur.
2· Hem besleyici hem de besin değeri olan keçiboynuzudur
3· astım, alerjik astım, alerjik nefes darlığı, akciğer
kanserini   Önleyici,
4· Akciğer Ödemini yok edici ve sperm sayısını artırıcı ve balgam  söktürücü olarak olumlu Özellikleri vardır. Viagra'da bu Özellikler  yoktur.
 
Keçiboynuzu kürü erkeklerin iktidarsızlığına karşı bir gecelik Çözümler yerine, tedavi edici ve de kalıcı Çözüm getirmektedir.
Keçiboynuzu kürü uygulanmaya başladıktan 4-5 gön sonra etkisini  göstermeye ve cinsel  hayatI dengelemeye başlar.EĞer uzun zamandan beri iktidarsızlık Çekiliyor ise
bir haftadan itibaren etkisini göstermeye başlar.
 
Keçiboynuzunda kolesterol bulunmaması ayrı bir avantajdır.
Kaffein ve theobromine içermediği içinde tansiyon problemi olanların rahatlıkla uygulayabilecekleri bir kürdür.
 
Fosfor ve kalsiyum bakımından zengindir.Bu nedenle osteoporoz rahatsızlığı olanlara
kalsiyum ihtiyaçlarının karşılanmasında Çok iyi bir destekleyicidir.
 
Tekrar hatırlatmakta fayda VAR Kİ;   bitkisel kür uygulamalarını sizeÖnerildiĞi Şekilde uygulayınız.
daha Çabuk sonuç alırım diye kesinlikle abartarak kullanmayınız.
Kitapta belirtilen tÖm uygulamaları size Önerildiği Şekilde hazırlayınız
ve uygulayınız.
Uygulama sürelerine ve miktarlarına kesin olarak uyunuz.
Tabiat ana bir denge, nizam ve kural üzerine kuruludur
vede belirli kurallara göre Çalışmaktadır. İnsanda, tabiat ananın bir
parçası olduğuna göre, insan vucududa aynı Şekilde belirli dengeler
Çerçevesinde Çalışmaktadır.
Allah yüce kitabında: "Ben bu alemi süs olsun diye yaratmadım,
onu bir nizam, düzen, kural ve denge Özerine yarattım"
buyurmaktadır.
İşte, günümüzde bilim adamları ekolojik dengeden,
Biyolojik dengeden ve de daha bir Çok dengelerden bahsetmekteler ve bu      
dengelerin bozulması durumunda dünyamızı nedenli büyük felaketlerin
beklediğini  vurgulamaktadırlar. 
Örneğin, demir. Demir, insan vücudu için hayati Önem taşıyan bir maddedir.   
Demirin eksikliğide, fazlalığıda insan vücudu için zararlıdır.
Bazı insanlar vitaminlerin Çok faydalı olduklarına
inandıklarından dolayI vitamin haplarını fazla fazla kullanırlar.
Çünkü, fazlasının insan vücuduna zarar vermediğini zannederler.
Unutmayınız ki, vitaminlerin eksikliği sağlığımız açısından hayati
Önem taşırlarken, fazlasıda vücudumuza zarar verirler.
aynı Şekilde size Önerilen bitkilerime belirtildikleri Şekilde kullanmak gerekir.
 Fazla kullanarak daha Çabuk sağlığıma kavuşurum diye düşünmek yanlıştır


 

1

Maddî ve Mânevî Kalkınma!..

 

Maddî ve Mânevî Kalkınma İyi ve Vasıflı Müslümanlarla Olur
 
DÜNYANIN en iyi hastahanesini düşünün. Her konuda dört dörtlük.İdaresi mükemmel, doktorları birinci sınıf. Hastalara çok iyi bakılıyor. Sadece yurt içinden değil, dünyanın her yerinden hasta geliyor...

Bu hastahanenin üstünlüğü, mükemmelliği nereden kaynaklanıyor? Elbette ki, idareci ve doktorlarından.

Bu vasıflı, iyi, güçlü, üstün idareci, doktor ve diğer personeli oradan atın, yerlerine vasıfsız, çapsız, kalitesiz kimseler getirin, hastahane birkaç ay içinde batacaktır.

Fabrikalar, okullar, üniversiteler ve ülke idaresi de böyledir.

Din hizmetleri ve çalışmaları da böyledir. Bu hizmet ve faaliyetleri vasıflı, güçlü, üstün, ahlâk ve fazilet sahibi, bilge, doğru insanlar yürütürse ortaya harikalar çıkar. Bunları vasıfsız, ehliyetsiz, çapsız kişiler yaparsa bir sürü hezimet, felâket, hüsran olur.

Bazıları, kanunlar nizamlar iyi olursa ülke iyi idare edilir sanıyor. Yanlış ve eksik düşünce. Sadece kanun ve nizamların iyi olması yeterli olmaz; bunları uygulayacak elemanların, kadroların, idarecilerin de iyi olması gerekir. Bu ikinciler vasıflı ve iyi olmazsa, kanunların mükemmeliyeti işe yaramaz.

Norveç'te, Finlandiya'da, İzlanda'da, Singapur'da rüşvet yok, kokuşma yok, ihalelere fesat karıştırmak yok. Çünkü oradaki idareciler bunlara tenezzül etmiyor. Farz-ı muhal, etmek isteseler bile fırsat bulamıyorlar. Hem kanunlar önlüyor, hem vasfılı insanlar yapmıyor.

Türkiye, 10 üzerine 3 küsur not ile kokuşma yahut şeffaflık konusunda dünya ülkeleri listesinin diplerinde yer alıyor. Niçin? Bu niçinin sebeplerini öğrenmedikçe temiz bir Türkiye isteklerimiz hayalden öteye geçemez.

İslâm dini, dar mânâda bir din değildir, onun dünya ile, aksiyon ile ilgili hükümleri de var. İslâm hem bir din, hem bir nizam, hem de bir medeniyet ve kültürdür (yaşam tarzı). İslâm'ın prensiplerine bakalım:

* Yalansöylemek yok,

* Söz verip de sözünü tutmamak yok,

* Emanete hıyanet yok,

* Haram yemek yok,

* Rüşvet kesin olarak yasak,

* Mülkün temeli ve bekası adalet ile kaim,

* Komşusu aç iken tok yatmak yok,

* Lüks, israf, aşırı tüketim, saçıp savurma yasak,

* İyi Müslüman aynı zamanda iyi komşu, iyi insan, iyi vatandaş, iyi amir ve memur, iyi patron, iyi çalışan demek,

* Gıybet yaparak başkalarını çekiştirmek, ölü kardeşinin etini yemek kadar çirkin bir iş,

* Ortahalli, kanaatli, iktisatlı, mütevazı bir hayat sürmek tavsiye ediliyor,

* Kendi babasının, kardeşinin aleyhinde de olsa doğru şahitlik yapmak farz,

* Her türlü sömürücülük yasak,

* Müslüman, din kardeşinin kurdu değil, meleği olmakla vazifeli...

Daha çok hükümler var ama bu kadarını yazıyorum.

Şimdi biz Müslümanlar, takkelerimizi önümüze koyalım ve şu sorunun cevabını verelim:

Biz yukarıda saydığım hüküm ve ilkeleri hayatımıza ve hayata uyguluyor muyuz?

Elbette her Müslümanı suçlamıyorum ama bizde, dinimizin kesin olarak yasakladığı, kötü gördüğü nice kötülüğü pervasızca yapan fasık, facir, asi var.

İslâm gıybeti yasaklıyor, biz bol bol gıybet ediyoruz.

İslâm haram yemeyi yasaklıyor, bizden bazıları domuz gibi haram yiyor.

Hazret-i Ebubekir'in, Hazret-i Ömer'in örnek hayatlarından, ahlâklarından, icraatından bahs edip duruyoruz; tatbikatta onların yaptığının tam tersini yapıyoruz.

Müslümanlığın temel prensiplerinden/farzlarından biri de emr-i maruf ve nehy-i münkerdir; yani iyiliği emr etmek, kötülüğü yasaklamaktır. Biz Müslüman toplum olarak bunu yapıyor muyuz?

Peygambere iman etmek, O'nun Sünnetini tutmak, O'nun hayat tarzını benimsemek her Müslümana farzdır. Biz bu farzı yerine getiriyor muyuz? Elimize fırsat geçince Nemrud ve Firavun'a benzer bir hayat sürüyoruz. En lüks meskenler, en lüks binitler ve giysiler, en lüks yemekler... Fakir Müslümanlar ne olacak? Lisan-ı halle canları çıksın der gibiyiz. Din bize böyle mi söylüyor?

Namuslu, şerefli, doğru, dürüst, ahlâklı, faziletli, takvalı, âdil İslâmcılara bir şey dediğim yoktur; selâmlarımı ve hürmetlerimi sunar, ellerinden öperim. Lâkin... İslâmcı geçinen birtakım canavar kurtlar var ki, yemedikleri halt, yapmadıkları habaset yok. Haram yemek onlarda. İhalelere fesat karıştırmak onlarda. İşlerden komisyon almak onlarda. Halkı aldatmak onlarda. Emanetlerin her türlüsüne hıyanet onlarda. Kara, kirli, necis, pis servetler onlarda. Bu alçaklar, Ümmet-i Muhammed'in yüz karasıdır.

Küfre rıza gösteren kâfir olur.

Haram yiyen, yalan söyleyen, emanetlere hıyanet edenleri sevenler ve destekleyenler büyük vebal altındadır. "Bizden olsunlar da ne (...) yerlerse yesinler" felsefesi Müslümana yakışmaz.

Sevgili Peygamberimiz ne diyor:

"Allah'a yemin ederim ki, kızım Fâtıma hırsızlık yapsa, onun da elini kestirmekte hiç tereddüt etmem..."

Adil halife Hazret-i Ömer'in oğullarından biri bir suç işlemiş, suçu sabit olmuş, seksen sopa vurulacak...Faruk hazretleri "Siz, benim oğlum diyerek sopaları hafif vurursunuz, adalete riayet etmezsiniz..." demiş ve cezayı bizzat   kendisi infaz etmiş. Çocuk ölmüş...

Müslüman idareci diye Selahaddin Eyyübî gibi kimselere denir: Kaç ülkenin hükümdarıydı, öldüğünde şahsî serveti cenazesinin techiz ve tekfinine yetmemiştir.

Dinsizler faziletsizlik  yapıyor, malı götürüyor... Dindar geçinen birtakım sahtekârlar da, kötü düzenlerde kötü işler yapmak caizdir şeytanî fetvasına uymuşlar, onlar da haram yiyor, malı götürüyor...

Böyle bir ortamda güneş doğar mı? Doğmaz, doğmaz, doğmaz...



GENÇLERE "HAYA" YAKIŞIR

 

 GENÇLERE "HAYA" YAKIŞIR

Allah Resulu (sav) Ensar'dan bir kişinin yanından geçerken, onun kardeşini utanmaktan vazgeçirmeye çalıştığını gördü. "Onu kendi haline bırak; çünkü haya imandandır!" buyurdu.

Haya mümin ahlâkıdır. Edep, kulluk ve tüm güzellikler haya ile gelir. Şimdilerde anne-babasının, öğretmeninin yanında bacak bacak üstüne atabilen, uzanabilen, kendinden büyüklerin huzurunda hiç çekinmeden sigara içebilen gençlik, haya duygusundan yoksun olduğu için bu halde.

Eskiden bir şarkıyı güftesindeki bazı uygunsuz cümlelerden ötürü reddederken şimdi güftesi bir uçtan bir uca ahlâksız, klibi tamamıyla müstehcen şarkıları çocuğumuzun dilinde duyduğumuzda "Ne güzel de sesi varmış benim yavrumun!" demekle yetiniyoruz.

Genç kızımız ve oğlumuzla beraber izlediğimiz dizilerde hoşumuza gitmeyen bir bölüm olursa zaplayıp, bir müddet sonra aynı kanala dönerek eğlencemizden ödün vermiyoruz. Eğlence, espri, popüler kültür derken çoğalan eksilerimizin arasında çocuklarımıza "haya"dan bahsetmek aklımıza çoğu kez gelmeyebiliyor.

"Rasulullah, perdenin arkasındaki bir genç kızdan daha fazla haya sahibiydi"

Gençlere haya duygusunu aşılayabilmenin en güzel yolu yaşayarak göstermektir. Onlara bu konuda öncelikle büyükler örnek olmaya çalışmalı. Eğer kendimiz örnek olmada yetersiz kalıyorsak, onları örnek alabilecekleri şahsiyetlerle tanıştırmayı ihmal etmemeliyiz. Bu şahsiyetlerin ilki Efendimiz (sav) olmalı. Gençleri, alemlere rahmet olarak gönderilen Efendimiz'deki (sav) zirve ahlâkın izlerini sürmeye teşvik etmeliyiz. Ebu Said el-Hudri'nin ( r.a) ifade ettiğine göre Allah Resulu (sav), perdenin arkasındaki bir genç kızdan daha fazla haya sahibiydi. O'nun gençlik çağında, Arap yarımadası hayasızlıklarla dolu bir görüntü arzetse de Efendimiz (sav) cahiliye âdetlerinden uzak kalmış ve ömrünü, hususiyetle gençlik dönemini, eşine az rastlanır haya örnekleriyle süslemiştir. O'nun gençliğinde halk Kâbe'yi çıplak bir şekilde tavaf etmeyi âdet edinmişken Efendimiz (sav), gerek tavafta gerek sair vakitlerde hiçbir zaman böyle bir tutuma yeltenmedi. Kötülüklerin yer aldığı meclislere gitmekten haya etmiş, çirkinliklerden bahsetmemeye özen göstermişti. Efendimiz (sav), haya hakkında en güzel öğüdü ashabına şöyle ifade buyurmuştur: "Haya insan için zinettir..."

Haya duygusu, yanlıştan uzaklaştırır

Gençlere haya duygusunu anlatırken Allah'tan (c.c) utanmanın önemine değinmeyi ihmal etmemeliyiz. Çünkü Allah'tan utanmak, hayanın hem kökü ve hem de meyvesi mesabesindedir. Allah'tan utanan bir kul, o utancı sayesinde insanlardan da haya eder. Allah'a karşı duyduğu haya hissiyle dini müeyyidelere tâbi olur.

Bir gün İbn-i Ömer koyun otlatmakta olan bir çocuğun yanına giderek koyunlardan birini kendisine satmasını ister. Çocuk, satamayacağını çünkü koyunların kendisine ait olmadığını söyler. İbn-i Ömer, "Sahibine, 'Koyunu kurt yedi!' dersin. Böylece para da cebinde kalır" der. Çocuğun cevabı kendisindeki güzel ahlakı yansıtır: "Sahibime 'kurt yedi!' diyeceğim. Peki söyle bana, Allah ( c.c) bunu görmeyecek mi!..."

Haya duygusu kişiyi yanlış işlerden alıkoyar. Efendimiz (sav), "Utanmıyorsan dilediğini yap!" buyururken, insanın fıtratında bulunan haya hissinin nasıl kuvvetli bir otokontrol sistemi olduğuna dikkat çeker. Hayanın sembolleştiği Peygamberlerden biri olan Yusuf Aleyhisselam, ona yaklaşmayı arzu ettiğinde odadaki putun üzerini örten Züleyha'ya neden böyle yaptığını sormuştu. "Puttan utandığım için" demişti Züleyha. Yusuf Peygamber'in sözleri manidardı: "Sen sahte olan ilahından haya ediyorsun, ya ben Rabbim'den nasıl utanmam!"

Utanma duygusuna sahip gençlerimize her zamankinden daha çok muhtaç durumdayız. Çünkü haya eden bir genç, ne ebeveyninin ne de kanunların ikazına ihtiyaç duyar. Hayası onu kötülüklerden uzak durmaya sevk eder.






Yer: Azerbaycan, Hocalı 26/02/1992

Elleri bir ağaca arkadan bağlanan hamile bir kadının başına dikilmiş olan iki Ermeni yazı tura atıyordu. Bu kanlı kumarı yaklaşık 100 yıl önce Anadolu toprağında Kars'ta Ağrı'da Van'da Erzurum'da da ataları oynamıştı.Onlardan duymuşlardı. Karnı burnunda çaresiz bir Azeri kadının doğumu oldukça yakın görünüyordu. Çaresiz kadın bir hazan yaprağı gibi titriyordu. Elbiseleri yırtık, ayakları çıplaktı...Ermenilerin uzun boylu olanı elindeki AK-47 model Rus yapımı otomatik tüfeğinin namlusuna monte edilen seyyar kasaturayı çıkartırken, diğeri elindeki demir parayı havaya attı

:-Akçik, manç?..
(Kızmı, oğlan mı?)

-Akçik...
(Kız)

Bu cevap üzerine 'oğlan' diyerek bahse giren Ermeni, elindeki kasatura ile hamile kadının karnını bir hamlede yarıp çocuğu çıkarttı.Kan b! ürülügözleri bebeğin kasıklarına kilitlendi.

-Tun şahetsar,ınger...
(Sen kazandın, yoldaş)

-Yes şahetsapayts ays bubrikı inç bes bidigişdana...
(Ben kazandım ama bu bebek nasıl beslenecek?)

-Mayrigı bedge gişdatsine.
(Annesi besleyecek elbette)

Bunun üzerine daha kısa boylu olan Ermeni, bir hamlede kasaturaya geçirdiği bebeği annesinin göğsüne yapıştırdı:

-Mayrig yerahayin zizdur.
(Çocuğa meme ver)

Aynı dakikalarda Hocalı'nın başka bir semtinde tek kale futbol maçı hazırlığı vardı. İki kesik Azeri kadın başını kale direği yapmışlar, top arayışına girmişlerdi.Başı tıraşlı bir çocuk bulup getirdiklerinde ise Ermeni çeteci sevinçle bağırdı:

-Asixn ma/,çimi yev bızdıge, aveg gındırnadabidi. Gıdıresek...
(Bu hem saçsız hem de küçük, iyi yuvarlanır. Kopartın...)

Aynı anda çocuğun gövdesi bir tarafa,başı da orta yere düşmüştü...

Ermeniler zafer naraları! atarak, kanlı postalları ile kesik çocuk başına vurarak kanlı bir kaleye gol atmaya çalışıyordu.

Bu iki olay Hocalı'da bundan çok değil yalnızca 14 yıl önce yaşandı. Her iki olay da ermeni çetecilerin katliamlarına bizzat şahit olan görgü tanıklarının anlatımlarıdır.

Ne yazık ki 26 Şubat 1992 günü binlerce Azeri türlü yöntemlerle vahşice katledilmiştir. Ajanslar,katliam haberini bütün dünyaya hızla geçerken, arşı titreten ağır bir vahşet yaşanan Hocalı halkından geri kalanlar ise çaresizlik içinde kıvranıyordu.

Türkiye'de büyük bir dehşet uyandıran katliama ilişkin ilk görüntüler ise TRT aracılığı ile duyurulmuştu. Bütün olanları batılı gazeteciler, özellikle de New York Times belgeledi.

26 Şubat'ta güçlü silahlarla donatılmış Ermenistan silahlı kuvvetleri ile Hankendi'nde konuşlanmış bulunan Albay Zarvigarov komutasındaki 366'ncı Rus Motorize Alayı, Hocalı'ya saldırarak tarihin en vahşî katliamlarından birini yaptılar.

26 Şubat! gecesi Rus motorize alayının tanklarından açılan top ve roket saldırıları ile Hocalı Havaalanı kullanılamaz hâle getirilerek kentin dış dünya ile ilişkisi de tamamen kesildi.

Savunmasız kalan kente giren Rus destekli Ermeni askerleri, çocuk, yaşlı, kadın, bebek demeden birçok insanımızı vahşîce katlettiler. ermenilerin işgal ettikleri Hocalı'da dehşet verici olaylar yaşandı.

Canlı canlı insanların kafa derilerini yüzdüler,

Sağ olarak ele geçirdiklerini ise sistematik bir işkenceye ve tıbbî deneylere tâbi tutarak, insanlık dışı muamelelere maruz bıraktılar.

Hızar ve testereler ile diri diri insanların kol ve bacaklarını kestiler.

Genç kızların önce saçlarını,sonra da kafa derilerini yüzdüler.

Babanın gözü önünde evladını, evladın gözü önünde babayı kurşunlara dizdiler.

Kesik kafaları sepetlere doldurdular.

Peki neydi bu düşmanlık?

Ermenistan'daki okul duvarlarında asılan haritalarda Türkiye'nin 12 ili yer almaktayken, Ermenistan'ın bayrağında Türkiye hudutları içindeki Ağrı Dağı'nın resmi varken, Ermenistan Millî Marşı'nda 'Topraklarımız işgal altında, bu toprakları azat etmek için ölün,öldürün' denmekteyken, başkaca bir neden aramaya zaten gerek yok sanırım.

Dağlık Karabağ Bölgesi'nde bulunan Hocalı'ya, eski Sovyet İttifakı Silahlı kuvvetleri'ne ait 366.Alay'ın desteği ile Ermeni Sılahlı Kuvvetleri tarafından düzenlenen saldırılar sonucu 613 Azerbaycan Türk'ünün hayatını kaybettiği resmî olarak açıklandı. Ancak kayıp sayısının bu rakamların çok çok üstünde olduğu bilinmektedir.

56 hamile kadın karnı yarılmış durumda bulunmuştur.

Bu alçak saldırıda 487 kişi ağır yaralanırken, 1275 kişi ise rehin alınmış,geri kalan nüfus da bin bir zorlukla canını kurtarmış ancak bu olayın tahribatından ruhları ve hafızaları asla bir daha kurtulamamıştır.

Şahitlerin anlattıklarını dinleyenler önce kulaklarına inanamadı.!

Fakat katliam sonrası Hocalı'ya girdiklerinde ise, görgü tanıklarının abartmadığını kısa sürede anladılar. Hocalı'da katliam bölgesini gezen Fransız gazeteci Jean-Yves Junet'nin gördükleri karşısında söyledikleri, katliamın boyutunu da anlatıyordu:

'Pek çok savaş hikâyesi dinledim. Faşistlerin zulmünü işittim,ama Hocalı'daki gibi bir vahşete umarım kimse tanık olmaz' Peki 26 Şubat 1992 günü yaşanan bu katliamın emrini kim vermişti; Ermenistan Devlet Başkanı sıfatını taşıyan Robert Koçaryan denilen kirli katilden başkası değildi. Yaptığı terör faaliyetlerinin oranı nispetinde terfi eden Taşnaksutyun örgütü liderlerinden Robert Koçaryan, 20 Mart 1996'da Ermenistan Başbakanı oldu.

Karabağ'da barış istediği için aşırı milliyetçilerin tepkisine daha fazla direnemeyen Levon Ter Petrosyan istifa edince de 30 Mart 1998 yılında ondan boşalan Devlet Başkanlığı koltuğuna,'Hocalı Katlia! mı' baş sorumlusu olan azılı terörist Robert Koçaryan oturdu.

Ermeniler Türk hamile kadınlarına tecavüz edip karnını hamile olduğu halde taş ile doldurup öldürmüşler ve küçük Türk kızlarına tecavüz edip öldürmüşlerdi.






Alintidir
Var Deme!..

Bir göz Hakkı görmezse,
Ona sakın yar deme,
Sana ibret vermezse,
Benim gözüm var deme!..

Görenedir, görene!
Köre nedir, köre ne?


Kulak Hakkı duymazsa,
Kulağım duyar deme,
Duyduğuna uymazsa,
Kulaklarım var deme!..

Duyanadır, duyana!
Sağır nice uyana?


Dil Hakkı zikretmezse,
Fitne olur ademe,
Her nefes şükretmezse,
Sakın dilim var deme!..

Diyenedir, diyene!
Dil gerek bilmeyene...


Bir el Hakka ermezse,
Her işe yarar deme,
Hakkı Hakka vermezse,
Ona elim var deme!..

Tutanadır, tutana!
El gerektir tutuna!..


Ayak Hakka yetmezse,
Adımım uyar deme,
Mescide de gitmezse,
Ayaklarım var deme!..

Gidenedir, gidene!
Ayak gerek bedene!..


Bir can Hakkı bulamzsa,
Sen ona yaşar deme,
Hakta fani olmazsa,
Banim canım var deme!..

Can gerek ki can ola!
Can içre canan bula!..


Aşki Hakkı bulmadan,
Her yanım arar deme,
Hak ile Hak olmadan,
Benim aşkım var deme!..

Bulanadır, bulana!
Kul yolunda buluna!..













ARKADAS


Günler amansız saatler geçmiyor;
Geceler ıssız kuşlar uçmuyor;
Boynum bükük yüzüm gülmuyor;
Sensiz akşam olmuyor arkadaş.
 
Aklım hep sende olsada,
Güneş benim için geç dogsada,
Birgün kavuşurum diye hep avunsamda;
Yinede günler geçmiyor arkadaş.
 
Akşam olunca hayeller kuruyorum,
Gelecegin günü sevinçle bekliyorum,
Resmine bakıp seni düşünüyorum;
Geceler sabah olmuyor arkadaş...

 




KENDİNE ÇAĞRIR

Sıkıntılar bitse acılar dinse.
Kara toprak yine kendine çağırır.
Sağlığın gençliğin ardına sinse.
Kara toprak yine kendine çağırır.

Nerde olsan üzerini deştirir.
Bir ekersen en azından beş verir.
Kazma verir kürek verir eştirir.
Kara toprak yine kendine çağırır.

Gör ki eli açık, cömert bir ahi.
İşlemeyen kişi, bakar kör sahi.
Güzel yanlarını yaşasam dahi.
Kara toprak yine kendine çağırır.

Köylü Mamuti'm gitse bulamam.
Elde etsem bile dikiş bilemem.
İlkbahar dan dahi zevki alamam.
Kara toprak beni kendine çağırır





Haftanin hangi iki günü kafana takilmasin ?

"Cumartesi-Pazar" dediysen, yanildin.

 

Bir tanesinin adi: DÜN

Hatalar, acilar, yanlis anlamalar...

Oysa hepsi gecmiste kaldi.

Zamani geriye döndürmenin imkani yok!

Dünyanin bütün parasini yan yana getir, bir dakika önceye dönemezsin.

Yaptigin hic bir hareketi aynen geri alamazsin.

Ettigin hic bir lafi silemezsin.

Dün dündü BiTTi!

 

Bir tanesinin adi: YARIN

Yarin, bugünden

Kontrol altina alamazsin.

Yarin günes dogacak elbette...

Ama piril piril mi dogar,

Bulutlar arasindami cikar bugünden bilemezsin.

 

Geriye bir tek gün kaliyor: BUGÜN

Bugün hayatla mücadele edecek güc hepimizde var.

Güc ne zaman tükeniyor?

Dünü ve yarini isin icine kattigimizda!

O HALDE BUGÜN'Ü YASA .........

:::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::KAHVENIZ NASIL OLSUN:::::::::::::::

 
 
 
 
 
***Her kahve aynı tadı taşımaz... Nerede içiyorsan, kiminle içiyorsan ona gore degişir...

***Sahilde oturduğun rüzgarlı bir sonbahar günü, en sevdiğin dostun ağlarken içtigin kahvenin tadı kederlidir... Kahve telvesine yüreginin acısı karışır.

***Bir pazar öğle sonrası annenin "hadi bir kahve yap da içelim" dediği kahve huzurludur... Köpükler annenin göz bebeklerine yansır... Dudağının kıyısında kalan küçük bir gülümsemedir...

***Bir gece vakti zil zurna sarhoş birinin içtiği kahve düşülen kuyudan çıkma cabasıdır... Koyu kıvamlı kahverengi bir ipe tutunur çıkarsın ... çıktığın an uyuyakalırsın... ferahlıktır!!!

****Dostlarla içilen kahve neşedir... Kahkahalar köpüklerin üzerinde yüzer...

***Tek başına gece vakti balkonda içtiğin kahve yalnızlıktır...Acıdır tadı... Ama garip de bir keyfi, lezzeti vardır...

***Baban için yaptığın kahve sevgi doludur... çay bardağında, az şekerli...Kahve gibi görünmez sana... Ama sıcaktır dumanı tüter ve kokusu büyülüdür...

***Beklemediğin bir anda sana uzatılan kahve baskadır... Isıtır insanın...içini...

***Yorgun olduğunda içtigin kahve hafifletir seni... Kendine getirir, unutturur günün ağırlığını...

***Kahve aynı kahvedir belki... köpüğüyle, rengiyle, dumanıyla aynı kahvedir ama icilen kahveler ruhunun süzgecinden geçer ve tadlari degişir...Her kahve aynı değildir bu yüzden...

Sizin kahveniz nasıl olsun



ASK

Divider Images # 230815

Sesini duydugunuz anda avuçlariniz terlemeye,

kalbiniz deli gibi çarpmaya basliyorsa.
Bu ask degil HOSLANMAKTIR
Ellerinizi ondan çekemiyor sürekli dokunmak
sarilmak istiyorsaniz
Bu ask degil ARZULAMAKTIR.

Yaninizda bir tek o oldugu için onu istiyorsaniz
Bu ask degil YALNIZLIKTIR

Herkes onunla olmanizi bekledigi için onunlaysaniz
Bu ask degil SADAKATTIR.

Size sicak, yakin davrandigi için onunlaysaniz
Bu ask degil KENDiNE GÜVENSiZLiKTiR

Üzülmesini istemediginiz için onunlaysaniz
Bu ask degil ACIMAKTIR.

Ona deger verdiginiz için hatalarini hos görüyorsaniz
Bu ask degil ARKADAÞLIKTIR.

Bütün gün ondan baska hiçbir sey düsünmediginizi
söylüyorsaniz
Bu ask degil KOCA BiR YALANDIR.

Onun iyiligi için kendinizden çok sey feda
edebiliyorsaniz
Bu ask degil YARDIMSEVERLiKTiR.

O üzgünken sizin de kalbiniz aciyorsa
iste bu ASKTIR.

Tarif edemediginiz bir çekim yüzünden ondan
bir türlü kopamadiginizi düsünüyorsaniz
iste bu ASKTIR.

O herkese güçlü görünmesine ragmen

içindeki zayifligi hissedebiliyorsaniz

iste bu ASKTIR.

Baskalarini da çekici bulmaniza ragmen hiç pismanlik
duymadan onunla kalmaya devam edebiliyorsaniz
iste bu ASKTIR.


.

sevgi sözleri

 

Seviyorum sevmenin acı verdiğini Her sevenin sevilmediği bile bile ... Ama yine de bir umut taşıyorum .Belki seven sevilir diye.

Herzaman gül, hayata gülücük şaç, gülmeyi benimse, Çünkü senin bir gülüşün için, Koca dünyada yaşayan biri mutlaka biri vardır.

Güneşin doğduğu yerde parlayan bir ışık görürsen.Bilki senin için yanan kalbimdir.

Bazen sana gayesiz, raslantısal bakardım... Sense kaçırırdın gözlerini benden. Oysa , sana bakarken gözlerinde kalbini görürdüm.
Gözlerin olmadan da kalbini göreceğimden habersizdin. Ve hatta sana bakmadan seni hissettiğimi bilmezdin

Titrer durur ellerim yanında. Vücudum ürpermeyle dolar. Üşüyorum ben yanında. Çünkü varlığın içime serinlik veriyor

İçim o kadar senle doldu ki... İnsanlar seni gözbebeklerimde görürler diye bakmaya korkar oldum

Öyle güzeldin ki! Ama bir gün anladım yüzündeki güzelliğin ruhundan geldiğini. Öyle güzeldin ki! Anladım seni güzel gören benim gözlerimdi.
Sevgimin güzelliğiydi seni güzelleştiren.
Seni unutmak için and içtim gözlerin geldi aklıma vazgeçtim.


Hadi uyandır beni söyle gördüğüm zamansız bir düş mü? Hadi git, uzaklaş, yokluğuna inandır beni. Gerçekten yoruldum her bulduğum yerde seni kaybetmekten.


Gözlerin nehir kirpiklerin köprü olsa, ben üzerinden geçerken ipler kopsa ve düştüğüm yer dudakların olsa.


Buruk hasret dolu geceleri öldüreceğim bir gün bu ayrılık şarkılarını kurşuna dizeceğim ve seni benden ayırdığı için kaderimi mahkemeye vereceğim.


Güller anlatsın sana olan sevgimi, güller anlatsın yanlızlığımı, çaresizliğimi? Yavaş yavaş eriyen yüreğimi güller anlatsın ben anlatamadım


Rüzgar alabildiğine hırçın,yağmur alabildiğine inatçı, yüreğin ise onlara inat sanki bir liman... Tıpkı gözlerindeki huzur gibi...


Nasıl ki uzaktaki yıldız parlak gelirse insana, uzakta olduğun için tutkunum sana! Hani en güzel aşklar imkansız gelir ya insana, imkansız olduğun için tutkunum sana.


Seni sevdiğim kadar yaşasaydım; ölümsüzlüğün adını aşk koyardım...


Önce düştüğümde kalkmayı, sonra aleve dokunduğumda acıyı, sevmeyi öğrendim, sevilmeyi her şeyi öğrendim de yalnız seni unutmayı öğrenemedim!


Acı ve hüzün bir yıldız kadar uzak, mutluluk gözbebeğin kadar yakın olsun. Umutların gerçek, gerçeklerin mutluluk, mutlulukların sonsuz olsun...


Bir an buruk bir acı saplanırsa yüreğine, gözlerin zamansız takılırsa, kulakların zamansız deli gibi çınlarsa bil ki bir yerlerde özlemişsindir beni


Gençliğine güvenip erken derken belki elveda bile diyemezsin giderken.


Bulutlara yükledim hasretimi, rüzgarlarla yolladım sevgimi, yağmurlar yağdırdım gözyaşlarımla küçük melekler gönderdim seni öpmeye! Geldiler mi?


Nasıl ki uzaktaki yıldız parlak gelirse insana, uzakta olduğun için tutkunum sana! Sana yıldızlar kadar yakın olmak isterdim, her baktığında beni görebilmen için, sana
bulutlar kadar yakın olmak isterdim, üzüldüğünde gözyaşlarını yağmur olup silebilmek iÇİN


Eğer gökyüzü bir parça kağıt, deniz bir şişe mürekkep olsaydı yine de sana olan duygularımı yazmaya yetmezdi. Seni o kadar çok seviyorum ki...


Biliyorsun her gökkuşağının bittiği yerde bir hazine saklanırmış. Gökuşağını takip ettim geçenlerde sende bitti... En değerli hazinemsin benim, canımsın.

Yedi ayrı iklimden yedi çesit arı getirseler yedi çesit arı yedi ayrı çiçeği dolaşsa yedi ayrı çiçekten bal yapsa senin kadar tatlı olamaz...


Ben seni dün sevmedim çünkü dün geride kaldı, ben seni bugün de sevmeyeceğim çünkü bugün de bitecek; ben seni yarın seveceğim çünkü yarınlar hiç bitmeyecek!


Ağzımdan çıkacak söz olsan konuşmam, gözümden akacak yaş olsan ağlamam, kalbime hapsettim seni hiçbir yere bırakmam!


Güneşin doğduğu da bir gerçek battığı da... Kalbimin attığı da bir gerçek, günün bittiği de... Ne çıkar tüm gerçekleri saysak tek tek. Seni seviyorum, işte o en büyük
gerçek...


Sen benim hayatımda olduğun sürece, ne sen kimseye rakip ne de kimse sana rakiptir? Çünkü sen benim için daima teksin!


Dünde, bugünde, yarında? Yüreğin kadar yanındayım. Kendini yalnız hissettiğinde elini kalbine koy; ben hep ordayım!


Sana yıldızlar kadar yakın olmak isterdim, her baktığında beni görebilmen için, sana bulutlar kadar yakın olmak isterdim, üzüldüğünde gözyaşlarını yağmur olup silebilmek için, sana sen kadar yakın olmak isterdim ki beni, seni sevdiğim kadar sevebilmen için?


Güneşi seviyorum diyorsun güneş açınca gölgeye kaçıyorsun. Yağmuru seviyorum diyorsun yağmur yağınca şemsiyeni açıyorsun. Korkuyorum sevgilim çünkü beni de sevdiğini söylüyorsun!


Bana öyle bir mektup yaz ki sevgilim açar açmaz duyayım kokunu. Sevda essin başak saçlarında, sesin yüzümü rüzgarla bulsun... Bana öyle bir mektup yaz ki sevgilim, gelsin beni en koyu zulamda bulsun ve öyle bir mektup yaz ki sevgilim varsın ölümüm olsun.


Yardım etmek mi istiyorsun? O zaman dinle; yaşama sevinci getir bana çokça olsun çabuk tükenmeyenlerinden. İhtiyacım var bu ara unutmak üzereyim mutluluğu, unuttum sıcak bir çayın tadını, esen rüzgarın serinliğini, hadi durma öyle hatıralarımı canlandır, iyi olanları?


Ağırdır sevmelerim her yürek taşıyamaz, büyüktür umutlarım her omuz kaldıramaz, her şey olur da şu kalbim, bir tek sensiz olamaz. Mürekkepten denizler, kağıttan gemiler yaptım. Sonra ismini her yere yazdım. İsmini yazınca seni sevdiğimi sandın, ben seni sevmedim sana taptım!.. Güneşin buz tuttuğu yerde bir alev görürsen, bil ki o yalnız senin için yanan kalbimdir.


Eğer seni nasıl ve ne kadar sevdiğimi öğrenmek istiyorsan bana yeni bir dil bulmalısın çünkü sana olan sevgimi anlatmak için kelimeler bulamıyorum. Ama bir şeyi bil ki seni çok seviyorum?


Bir insanı sevmek onunla yaşlanmayı kabul etmek demektir benim için. Ben seni seviyorum ve bir ömür boyu seninle olmak istiyorum.


Kuyruklu yıldızlar vardır, dünyaya yetmiş yılda bir gelirler. İnsanlar onu hayatı boyunca belki bir kez görürler. Ben o yıldızı gördüm, o da sensin birtanem?


Sana bahçeden gül değil güneşten atom koparıp getirmek istiyorum ama kalbim gibi ellerin de yanar diye korkuyorum.


Karanlık gecede önemli değildir yıldızları görmek. Gündüzleri yıldızları görmek marifet, aşık olmak önemli değil, bir ömür boyu sevebilmek marifet.


Eğilip gözlerime baktı: seni seyredebilirmiyim dedi usulcacık. Sandım eylemlerin, insanların gözlerimde ve yüzümde oynaşmasını Seyredecek.
"Evet" dedim belli belirsiz. Yumdu gözlerini. şaşırdım. Sonra anladım ki kalbinde seyrediyordu beni.

Ufukta bir gemi görsem seni taşıyan, Mavi denize dalardım geriye bakmadan .Uçsuz bucaksız mavilikte arardım beni .Taa ki beni sende bulana kadar.

Ay yıldıza mutluluk fısıldarken.Gökyüzü sevincini yeryüzü ile paylaşırken.Ben sana bir parça mutluluk yolluyorum.içindeki umut çiçekleri hiç solmasın diye

Hani gözler varya sözleri anlatır, Hani sözler varya gözleri aglatır, Hani anlar varya değeri geç anlaşılır,Bir de aşk varya seni bana anlatır..

Başını göğsüme yasladığında tek bir düşmanım vardır: O da geçip giden zaman...

Seni düşünür , seni özlerim , Sevgilerin özlemlerin derinliğinde .Ne olur kır şeytanın bacağını birkez beni hatırla , Bir sonbahar serinliğinde..

Kalbimi kırmak suya yazı yazmak kadar zordur. Kalbimi düzeltmek ise gece doğan güneşe dokunmaya benzer. Sen o suya yazı yazdın.Şimdi güneşin doğmasını bekle.

Şimdi daha iyi anlıyorum ki, Nefes almak değilmiş, yaşamak. Ateşlerde yanmak gibi bir şey, Seni severken,sensiz olmak...

Gökyüzü yıldızlarla doluydu, ben hep seni düşünürken. Hüzün yıldızları koydum adlarını, seni hatırlatıyor diye. Aynı onlar gibi sende benden çok uzaklardaydın.
göz kırpardın uzaklardan sessizce. Bense hep seni bekledim, kırık kalbim, yaşlı gözlerimle.

Aynaya bakınca kendimi değil kocaman bir yürek .Ve o yürekte ondan da büyük bir sen gördüm.

Yağmur vuruyorsa pencerene,Anla ki o zaman ben ağlıyorum. Yağmur pencerene vururken ,Benim gözyaşlarım da kalbime vuruyor; Tıpkı yağmur gibi..

Bana kalsa gökyüzündeki tüm yıldızlar yerine bütün insanlara .Senin gözlerinde ışlıdayan bir çift yıldızı gönderirdim.

Ya durgun olmalı deniz ; ya durmalı ya da kudurmalı, Sonuna kadar saplanamayacksa hançer kınıda durmalı , Seven ölene dek sevilmeyecekse baştan unutulmalı.

Sen en büyük sevgiyi hakedecek kadar mükemmel , Herkesin sevmeyi haketmeyeceği kadar özelsin.

Sen dünyaya sürgün bir meleksin .Ve ben seni o kadar çok seveceğimki .Bir daha cennetine dönemeyeceksin

Ne seni unutmak gibi bir çaba var yüreğimde,Nede aşkımı körükleyen bir rüzgar , Ne seni görmeden durabilecek kadar güçlüyüm, Ne de kaybetmeye dayanacak kalbim var.

Sevgi bir yıldızdır yanıp sönen , Masmavi bir düştür gökyüzünde hiç ölmeyen , Sevenlerin mumudur sevgi , Eriyip de hiç bitmeyen.

Eğer birgün sevmek istersen önce kendini sev,Daha sonrada istersen beni,Ama beni; beni sever gibi değil kendini sever gibi sevmelisin, Çünkü ben seni öyle sevdim.

Bir gün gelip soracaksın beni mi daha çok seviyorsun yoksa Tanrı'yı mı diye...Ben hiç düşünmeden Tanrıyı diyeceğim ve sen küsüp gideceksin.
Ama nereden bileceksin içimdeki Tanrının sen olduğunu...

Hayatta üç şeyi sevdim; seni, kalbimi, ümit etmeyi...Seni sevdim, sensin diye, kalbimi sevdim, seni sevdi diye, ümit etmeyi sevdim, Belki seversin diye...

Birgün biri çıkıpta güneşe adını buzla yazarsa ,Bilki o seni benden daha çok seviyor...

Sen en büyük sevgiyi hakedecek kadar mükemmel , Herkesin sevmeyi haketmeyeceği kadar özelsin.

Yaşamak gecenin tüm karanlığına rağmen, Buğulu bir cama güneşi çizebilmektir.YAŞAMAK DİRENMEKTİR !

Ağlamak istiyorsanız asla yapmayın.Çünkü, bir yerlerde sadece sizin bir gülüşünüz için,Yaşayan birileri mutlaka vardır.

Eğer bir gün aşkın ölürse onu doğduğu yere göm kalbine !!

1 saat'ini

Adam yorgun argın eve döndüğünde 5 yaşındaki oğlunu kapının önünde beklerken bulmuş.
Çocuk babasına:
"Baba 1 saatte ne kadar para kazanıyorsun?" diye sormuş. Zaten yorgun gelen adam "bu seni ilgilendirmez" diye cevaplamış.

Bunun üzerine çocuk:
"Babacığım lütfen bilmek istiyorum" diye cevap vermiş. Adam,
"İlla ki bilmek istiyorsan 20 dolar kazanıyorum" diye cevap vermiş. Bunun üzerine çocuk,
"Peki bana 10 dolar borç verir misin?" diye sormuş. Adam iyice sinirlenip:

"Benim, senin saçma oyuncaklarına veya benzeri şeylerine ayıracak param yok hadi derhal odana git ve kapını kapat" demiş. Çocuk sessizce odasını çıkıp kapısını kapatmış adam sinirli sinirli bu çocuk nasıl böyle şeylere cesaret eder diye düşünmüş aradan bir saat geçtikten sonra adam biraz daha sakinleşmiş ve çocuğa parayı neden istediğini bile sormadığını düşünmüş belki de gerçekten lazımdı. Yukarı çocuğun odasına çıkmış ve kapıyı açmış. Yatağında olan çocuğa:

"Uyuyor musun?" diye sormuş. Çocuk,
"Hayır" demiş.
"Al bakalım istediğin 10 doları sana az önce sert davrandığım için üzgünüm ama uzun ve yorucu bir gün geçirdim" demiş. Çocuk sevinçle haykırmış:

"Teşekkür ederim babacığım"
Yastığının altından diğer buruşuk paraları çıkarmış adamın suratına bakmış ve yavaşça paraları saymış bunu gören adam iyice sinirlenerek:
"Paran olduğu halde neden benden para istiyorsun?" demiş. Çocuk,
"Ama yeterince yoktu" demiş ve paraları babasına uzatarak:
"İşte 20 dolar, 1 SAATİNİ BANA AYIRIR MISIN?" demiş...

Ağladım

Ağladım
 
 
Toprak kabul etmez yırtar kefeni
Her şeyinle sevdim zalim ben seni
Başımı taşlara vurdum AĞLADIM

Aklımı zorluyor yaptığın hile
Ateşte şeytanda yok böyle çile
Taş olsa susmaz gelirdi dile
Sevdanın zehrini tattım AĞLADIM

Yıllanmış sevdamı içime attım
Mutluluk maskesin yüzüme taktım
Yaşanan günlere özlemle baktım
Hasret'i çileye kattım AĞLADIM

Gidişin vurgundu yaş doldu gözüm
Acılar içinde kavruldu özüm
Bir gün de bir asır eskidi yüzüm
Başımı yastığa koydum AĞLADIM
 
 
----------------------------------------------------------------------------
:::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::
----------------------------------------------------------------------------
 
 
Türkü Gözlüm
 
Kederli günlerim mazi de kaldı
Hasretin gönlümü sevda ya saldı
Yüreğim bu aşk ta bir Leyla oldu
Sende bana bir Mecnun ol hüzün sözlüm
bu türkü tek sana al türkü gözlüm

Dalga dalga saçların dağılsın varsın
Bu küçük kalbime tek sen sığarsın.
Yağmurlar misali Aşk'a yağarsın
Gönlümün ufkuna dal hüzün sözlüm
Bu türkü tek sana al türkü gözlüm

Gözlerim açık gider bir gün gidersem,
Kapanmaz yaralar olur gidersem
Olur ya bir gün doymadan ölüp gidersem
Kabrime gonca gül sal hüzün sözlüm
Bu türkü tek sana al türkü gözlüm
 
 
 
-------------------------------------------------------------
 ):::*:::*:::*:::*:::*:::*:::*:::*:::*:::*:::*:::*:::*:::*:::(
-------------------------------------------------------------
 
 
Ağladım
 
 
Göz yaşalarım döndü denize.
Derdimi kimseye söleyemedim.
Kurşun geldi kalbime dönüpde bakamadım.

Başıma neler geldi sana diyemedim.
Beni kaç kere vurdular adını söylemedim.
Yıkılsın dünyam.

Ağladım göz yaşalarım döndü ateşe.
Bağıra bağıra yazdım seni içime .
Bir kez olsun seni öpemedim
 
 
 
 
 
===================================================
****************************************************
===================================================
 
 
 
Buğdaydan öğrendim
 
 
Buğday'dan öğrendim  şiiri
Canım kunduru buğdaydan
Tadı tat binlerce yıldır
İyilik cömertlikle alır
Sofralarda yerini.

Akan sulardan öğrendim
Kimsesiz çeşmelerden kırda
Duru pınarlardan dağların beleninde
Denizden ya da, yazlar kışlar geçer
Tükenmez bize anlattıkları.

Kır çiçeklerinden öğrendim
Ürerler dağ bayır kendiliğinden
Renkleriyle kurumlanmadan
Ayırmadan çobanı beyi
Sunarlar güzelliklerini.

Köy kahvelerinde öğrendim
Yağmur, toprak, kadınlar, severek
Bir ömür sözünü ettikleri
Ne kıtlıklar kırar umutlarını
Ne istekleri biter tükenir.

Çarşıda pazarda öğrendim şiiri
Küfürlerinden balıkçıların şoförlerin
Saysam ustalarım hep böyle gider
Adsız ağaçlar, göğün değişimleri
İçgüdüleri kuşların böceklerin...

Nasıl renk renk açarsa kır çiçekleri
Kayanın dibinden patlarsa kaynak
Sevince sarhoş olunca bizlerden biri
İndirir yumruğunu yırtarsa gömleğini
Şiir yazarım ben de kanımı akıtarak...
 
 
 
_________________________________________
-+-+-+-+-+-+-+-+-+-+-+-+-+-
---------------------------------------------------------
 
 
 
 
 
TÜRKİYEM, ANAYURDUM, SEBEBİM, ÇAREM!

Ben, kağnılarla yaylılarla büyüdüm geldim 
Çocuk yüreğimi yakan türküler dinleye dinleye.
Mahzun kağnılarla, nazlı yaylılarınla
Ve tozlu yollarınla sevdim seni Türkiye!

O tezek topladığım kırlar, yaylalar...
Başına oturduğum, yemek yediğim atandır.
Türkiye'm, anayurdum, sebebim, çarem...
Taşına toprağına vurgunluğum bundandır...

Akşam karanlığıyla başlardı kurbağalar
Susar gökyüzü kadar, dinlerdim biteviye.
Gecemi besteleyen cırcır böceklerinle.
Kurbağa seslerinle sevdim seni Türkiye!

Bir Peygamber sofrasıydı soframız:
Biraz tandır ekmeği, biraz çökelek...
Yoksulluğunla da bağlandım kaldım sana
Mecnunlar gibi üstelik.

Yağmurlar başlayınca, odalarımız damlardı
Dizlerini döve döve ağlardı anam.
Şimdi kırkikindiler boyunca sırılsıklam
Küçük kerpiç evlerin çıkmaz aklımdan!

Türkiye'm! Hasretim! Kınalı türküm!..
İç içe güzellik, uc uca kahır
Yüreğimi bin parçaya bölseler
Her parçası yine seni çağrışır.
 
 


 
 
 





Özel günlerimizin özel sohbetlerini paylaştığımız kuruyemiş ailesi, ithal edilen çeşitleriyle birlikte her geçen gün zenginleşiyor. Çerez tabaklarında bir araya geldiklerinde oldukça iştah kabartan kuruyemişler kilo yapıcı özelliğine karşın sağlığa yararlı etkenlere de sahipler.

Genellikle mutlu anlarımızı tamamlayan minik ve farklı tad takviyeleridir kuruyemişler. Uzun kış gecelerinde TV seyrederken gömüldüğümüz puf koltuğumuzun yanıbaşında duran sehpada, heyecan kasırgası spor karşılaşmalarında, café-barlarda, aperatiflere eşlik eden küçücük tabaklarda biraraya gelirler çerezler.
Tombul biçimli fıstık, narin yapılı kabakçekirdeği, sihirli tadıyla Antepfıstığı ve bozanın arkadaşı sarı leblebi, yemeye başlayınca sonu getirilemeyen ayçekirdeği, besleyici özellikli fındık, badem, kuru üzüm, incir ve kayısı, Türkiye'nin çeşitli yörelerinde yetiştirildikten sonra, evlerimizdeki küçük çerez tabaklarında bir araya geliyor ve ağızlarımızı tadlandırıyor.
Bunun yanısıra artık evlerimize sadece Türkiye'nin farklı yörelerinde yetişen çerezleri değil, çok uzak diyarlarda yetişen kuruyemişler yani daha düne kadar yabancısı olduğumuz tadlar da katıldı.

İ t h a l - L e z z e t l e r
Bu ithal lezzetlerin başında, satışı her geçen gün artan ''keşü'' geliyor.
Keşü'nün vatanı, Hindistan. Ancak, Türkiye'de henüz pek bilinmiyor. Yağlı, fevkalade besleyici özellikte, oldukça tombul, bir çeşit yer fıstığı.
Ayıklanmış, yağda kavrulmuş, tuz oranı az, bu fıstık çeşidinin ağzı dolduran, oldukça lezzetli bir tadı var. bir defa tadını deneyince de, kolay kolay vazgeçebilecek bir lezzet değil. Ancak kalorisinin oldukça yüksek olduğunu söylemeliyiz. Keşü'ye en büyük ilgiyi beş yıldızlı oteller gösteriyorlar.
California'dan ithal edilen badem çerez. Dışı sert, içi yumuşak olan bir nevi kavrulmuş mısırın çıtır çıtır çeşidi. Ancak, çiğneme sırasında diş dolguları olanların dikkat etmesi gerekiyor.

İ l a ç - N i y e t i n e
Beyaz leblebi mide suyunu çekmede birebir olduğu gibi, zayıflamak isteyenlerin açlıklarını bastırmada kullandıkları bir çerez.
Adapazarı tarafında yetiştirilen iç kabakçekirdeği ise, prostat ve bağırsakta tenya gibi problem yaşayanlara aç karnına yemeleri tavsiye ediliyor.

Aç karnına bir-iki adet yenmesi tavsiye edilen acıbademden, şeker hastalarına fayda sağlarken; üryani erik, kabuğu soyulmuş incir tadıyla bağırsakları yumuşatıyor. Siyah üzüm, kan yapıcı özelliği nedeniyle çocuklara ve hanımlara, kayısı ise karaciğere iyi geliyor.
Kuru kayısının kükürtle sarartılan çeşidinden başka, buruşuk görünüşü ve koyu rengiyle doğal kurutulan bir türü daha var ki; koku ve lezzet farkı nedeniyle Avrupalılar pek rağbet ediyorlar.
Günümüzde kuru yemişler stresi bastırmakta yardımcı olduğu gibi sigarayı bırakanlara oyalayıcı etki ediyor. Ama burada çok dikkat edilmesi gereken bir husus var. sigarayı bırakmayı deneyenlerin zaten iştahları açılıyor ve yeterince önem vermezlerse bu dönemde kiloları artıyor. Bir de sigaranın arkadaşlığı yerine kuruyemişi tercih edenlerin kilo sorununa herkesten daha dikkat etmeleri gerekmektedir.
İşte gördüğünüz gibi kuruyemiş yaşamamıza birçok kapıdan giriyor. Hem eğlenceli bir çerez, hem ilaç niyetine sağlığımızı regüle ediyor hem de sigara gibi alışkanlıktan kurtulmak isteyenlere can yoldaşlığı yapıyor.




Çerezlerde Yenilikler

Günümüzde klasik kuru yemişler çeşitlenirken, yöresel tatlar daha tanınır olup, yeni lezzetler ortaya çıkıyor. Son aylarda büyük kentlerin kuru yemiş dükkânlarını süsleyen lezzetlerden biri de "Muska Pestili" Antep ve Kilis yöresinde tanınıp, getirilen, İstanbul'un Eminönü ilçesi Mısır Çarşısı Malatya Pazarı'nda boy gösteren pestil, içine üzüm, Antep fıstığı, nişasta, kullanılarak yapılan harcın muska biçimi sarılmasıyla yapılıyor. Uzun dayanma süresine sahip olan bu mamul, Sonbahar'da yapılıp kış boyunca yenebiliyor. Besleyici olduğu kadar üşümeye karşı enerji veren ağızda ısırınca mutluluk bırakan özelliğe sahip.
Kaysı Döneri. Malatya'dan diğer illere transfer olan bir başka ilginç tat olan Kaysı döneri Kaysı, Antep fıstığı, glikoz, şeker, havuç, karışımı. Döner bıçağı yardımıyla yaprak kesilerek yeniyor. Kaysının karaciğere, bağırsaklara, cilde olan faydasının yanı sıra kaysı Döneri yeme şekli, lezzeti, görünüşü ile ilgi çekiyor.
Kuru yemiş tezgâhlarının bir başka yeniliği ise Uzakdoğu ülkelerinden ithal edilen kurutulmuş meyveli şekerleme türleri. Bunlar arasında kuru ananas, kuru mango, kurutularak dilimlenmiş muz, kuru papaya gibi çeşitler bulunuyor. Malatya Pazarı elemanlarından Mehmet Engin Çeşitli tatlarla yapılmış örnekler veriyor.
Natürel Şekerpare Kurutulmuş kaysılar içine ceviz konuyor, kaysılar üzerine tereyağı sürüp
fırına veriliyor toz şeker serpilerek yeniyor.
Bir başka yapım şekli ise kuru yaprak kaysı doğal hali ile tereyağında tavada kızartılıyor bu pişirim ile yemek sonrası tatlı olarak yeniyor.
Mevsimi olmasa bile kuru cevizleri taze ceviz yapma imkânı da bulunuyor. Ayıklanmış olarak alacağınız ceviz içlerini su dolu bir kavanoz içinde bir veya iki gün buzdolabında bekletiyorsunuz. Dış çeperi yumuşayarak daha kolay soyulan ceviz içleri, bu bekleme sonrası taze cevizden ayırt edilemeyecek lezzete sahip oluyor. Aynı formül badem içine de uygulanabiliyor. Malatya Pazarının diğer elemanı Hüsnü Soğancı ise son günlerin gözde çerezlerinden biri olan Susamlı Fıstık (Yer Fıstığı) olduğunu söylüyor. Ballı, susamlı, oluşu nedeniyle enerji veren, yerken ağızda bal tadı bıraktığı için tadı beğenilen susamlı fıstıklara en çok Alman turistler rağbet ediyor.
Malatya Çıtırı isimli leblebi üzeri kahveli çikolata kaplı dışı çıtır çerez de turistlerin yeni keşiflerinden sayılıyor.

CEREZLERE KATILAN SON YENİLİKLER
Bezelye ve Bakla çerezi
Uzakdoğu kökenli ithal bir çerez türü olan bezelye çerezi, kavrulmuş ve hafif tuzlu. Kıtır kıtır yenme özelliğine sahip bezelyeler bu hali ile bile damakta bezelyeye has tat, çeşni bırakıyor. Eğlence dünyasının gözde barlarında aperatif, kokteyl türü içeceklerin yanında tüketilirken, en çok bira ile birlikte uyum sağlıyor. Bezelye çerezi kilosu 6 TL'den Mısır Çarşısı girişi No:40'ta Malatyalılar kuruyemişçisinden satın alınabiliyor. Bakla çerezi de bezelye çerezi gibi aynı özellikler taşırken aynı fiyatı taşıyor. Tek farkı bakla çerezinin besin değeri bezelyeye oranla daha fazla olması.

Taze Meyve Şekerlemesi
Malatyalılar Kuruyemişçisinin bir başka yeni ithal çeşidi ise tatlının Dünya merkezi Şam'dan geliyor. Çiçek sepeti kadar estetik bir sunumla ambalajlanıp jelâtin kâğıt içinde sepette bir araya gelen kurutulmuş taze meyve şekerlemeleri arasında armut, kiraz, erik, kayısı, kavun, ceviz gibi sevilen meyveler bulunuyor. Yemek sonrası tatlı niyetine yenilen şekerlemelerden oluşan meyve sepeti bir kg ağırlında olup 24 YTL ile fiyatlanıyor. Kuru yemiş mesleğinde aralıksız 46 yıldır çalışan Cemal Atalay, kuruluştan bu yana üçüncü kuşak olduklarını, taze ve tadında çerezleri yemenin kişiye mutluluk verdiğini belirtiyor. Çerezler, menşeinin binlerce km uzakta olmasına rağmen çerez tabağına sadece bir kol mesafesi uzaklıkta sevenleri ile buluşuyor.
__________________
 
 



 
CATLAYAN AYAK TOPUKLARİ İCİN

 Malzemeler: Vazelin, Gripin.
 Hazirlanisi: Bir kutu vazelinin icine 2 adet
 Gripin'in icindeki tozu katip
 karistirin. Yatmadan once ayaklariniza iyice surun.
 Corabinizi giyip
 yatin.Sonuc mukemmel.*

* PURUZSUZ CİLT İCİN DİNLENDİRİCİ BANYO

 Malzemeler: Taze nane, tuz.
 Hazirlanisi: Yarim litre suyu kaynatin ve icine on
 adet taze nane yapragini
 atip on dakika dinlendirin. Ardindan bu suyu suzerek
 ilik suyla dolu kuvetin
 icine bir fincan tuzla beraber dokun.
 Ne ise yariyor?: Nane rahatlatici, dinlendirici ve
 sakinlestirici etkisi
 kuvvetli olan bir bitki. Tuz ise peeling yapma
 ozelligiyle cildinizi olu
 deri ve hucrelerden arindirir.
 Ne zaman kullanmali?:
 Haftada bir kez yada ihtiyac hissettiginiz an
 kullanilabilir. *

* KURU CİLTLERE SUT BANYOSU

 Malzemeler: Sut, tuz, bal.
 Hazirlanisi: Bos bir plastik su sisesinin icinde bir
 litre sut, bir fincan
 tuz ve yarim fincan bali calkalayarak karistirin. Ve
 bu kopukle vucudunuzu
 ovun, sonra durulayin.
 Ne ise yariyor?: Sut banyosu derinlemesine temizler
 ama epidermisin
 hassasiyetine zarar vermedigi icin cildi kurutmaz.
 Tuz olu derinin
 atilmasina yardimci olur.
 Ne zaman kullanmali?: Haftada bir kez.*


* SELULİT İCİN

 Seluliti olusturan nedenlerin basinda ostrojen,
 dogum kontrol hapi,
 gebelik, sigara, hormonal bozukluklar, beslenmede
 doymus yag miktarinin
 fazlaligi ve lenf sisteminin yetersizligi bulunuyor.
 Selulitten kurtulmak
 icin bircok yonteme rastlamak mumkun. Bizim
 tercihimiz ise daha dogal ve
 daha kolay olan yontemler. Soyun su portakal
 kabugunu...
 Malzemeler: Rezene, anason, biberiye.
 Hazirlanisi: Cildinizde olusan portakal kabugu
 gorunumu artik caniniza tak
 etti. Oyleyse cok kolay hazirlanan bir karisimla
 sonunda selulitlere "elveda
 diyebilirsiniz. Bunun icin sabahlari 1 litre suya 1
 tatli kasigi rezene,
 bir tatli kasigi anason ve 1 tatli kasigi biberiye
 atin. Bu karisimi kisik
 ateste 5 dakika kadar kaynattiktan sonra 10 dakika
 demlenmeye birakin. Soguyan karisimi gun boyunca bol
 limonla tuketin.
 Selulitlerinizin yok oldugunu yada en azindan gozle
 gorunmeyecek kadar
  azaldigina sahit olacaksiniz.*

* PAMUK GİBİ ELLER İCİN

 Malzemeler: Limon suyu, zeytinyagi.
 Hazirlanisi: Uc damla zeytinyagiyla bir limonun
 suyunu karistirin. Bu
 karisimi hemen ellerinize surun. Yarim saat
 bekledikten sonra bir parca
 pamukla ellerinizi silin, ardindan da yikayin.
 Ne ise yariyor?: Limon suyundaki C vitamini
  ellerdeki lekeler uzerinde
 etkili, ayrica olu hucreler uzerinde peeling islevi
 yapar. Maskenin
  icindeki zeytinyagi da kurulugu giderir ve cildi
 yumusatir.
 Ne zaman kullanmali?: Ellerinizin kurudugunu
 hissettiginiz her an
 kullanabilirsiniz. Ornegin; suyla uzun sure temas
 ettikten sonra.*


* TİRNAKLAR İCİN

 Tirnaklar guneslenme suresince kalinlasir, sekil
 anlaminda bozulur, kolayca
 kirilabilir veya pul pul dokulur. Bu esnada deri de
 degisir.
 Malzemeler: Lavanta yagi.
 Hazirlanisi: Tirnaklarinizin uzerine sureceginiz
 lavanta yagi, etkin bir
 koruma saglayarak, sozunu ettigimiz olumsuzluklari
 yasamaniza engel olur.*


* EL MASKESİ

 Malzemeler: Zeytinyagi, bal.
 Hazirlanisi: Maskeyi uygulamadan once bir sure
 ellerinizi ilik suda
 yumusatin. Ardindan tirnaklarinizi 5 dakika boyunca
 ilik zeytinyagi ve 1cay
 kasigi balin icinde bekletin. Sonra da zeytin yagla
 ellerinize ve
 parmaklariniza masaj yapin.*

* İPEK GİBİ SACLAR

 Malzemeler: Yumurta sarisi, rom, adacayi yagi.
 Hazirlanisi: Derin bir kapta yumurta sarisini, bir
 kasik romu ve 4 damla
 adacayi yagini iyice karistirin. Bu karisimi,
 sampuanla yikanan ve durulanan
 temiz saclara uygulayin. Yaklasik on dakika
 bekledikten sonra da ilik suyla
 durulayin.
 Ne ise yariyor?: Yumurta sarisinin saclar uzerinde
 yarattigi yumusatici etki
 onlarin cok daha kolay taranir hale gelmesini
 sagliyor. Romun icerdigi
 alkol, dezenfektan ozelligiyle sac derisini
 rahatlatiyor. Adacayi yaginin
 ise arindirici etkisi vardir. Kisaca, hazirladiginiz
 bu kremle saclariniz
 daha yumusak ve ipeksi oluyor ve tararken de zarar
 gormuyor.
 Ne zaman kullanmali?: Bu karisimin haftada bir kez
 veya iki kez
 kullanilmasi uygundur.*


* SAC MASKESİ
 Malzemeler: 2 yemek kasigi bal, 1 adet limon.
 Hazirlanisi: 2 yemek kasigi bali bir limondan elde
 ettiginiz suyla
 karistirarak sac maskenizi hazirlayabilirsiniz.
 Maskeyi kuru saciniza surup
 10 dakika beklettikten sonra sacinizi iyice
 durulayin. Maskenin ardindan
 saclariniz dolgun ve parlak bir gorunum kazanacak.
 Ne zaman kullanmali?: Bu karisimin haftada bir kez
 veya iki kez
 kullanilmasi uygundur.*


* YUZ İCİN NEMLENDİRİCİ MASKE
 Malzemeler: Yumurta sarisi, sut.
 Hazirlanisi: Bir kapta yumurta sarisi ve bir kasik
 sutu karistirin. Bu
 karisimi yuzunuze yayin, uzerini ince bir bezle
 orterek on bes dakika
 bekleyin. Ardindan kagit mendille silerek
 temizleyin.
 Daha sonra, sirasiyla, ilik ve soguk suyla yuzunuzu
 yikayin.
 Ne ise yariyor?: Kuru ve nemsiz bir cildiniz varsa
 bu maske sizin icin
 birebir. İcinde bulunan yumurta sarisi cildinizi
 beslerken, sut
 nemlendirecek, yumusaklik verecek ve sikilastiracak.
 Ne zaman kullanmali?: Bu maskeyi haftada bir kez
 uygulamak yeterlidir.*


* SİYAH NOKTALAR İCİN
 Malzemeler: Limon suyu, yogurt.
 Hazirlanisi: Bir kase yogurda bir limonun suyunu
 karistirin. Bu karisimi
 gozlerinize gelmemesine dikkat ederek yuzunuze yayin
 ve 15 dakika bekleyin
 Yuzunuzde kuruyan maskeyi ilik suyla yikayarak
 cikarin.
 Ne ise yariyor?: Limon suyu cildi dezenfekte eder,
 sivilceleri kurutur ve
 siyah noktalarin kaybolmasina yardimci olur. Yogurt
 ise cildi besler
 nemlendirir ve yag miktarini dengeler.
 Ne zaman kullanmali?: Bu maske haftada bir kez
 uygulanabilir. *


* SİVİLCELER İCİN
 Malzemeler: Karnabahar, zeytinyagi.
 Hazirlanisi: Sekiz adet karnabahar yapragini iki
 kasik zeytinyagi ile
 beraber mikserden gecirin. Karisimi, problemli
 bolgeler uzerinde daha yogun
 olacak sekilde yuzunuze yayin, on dakika bekleyin ve
 yuzunu ilik suyla
 temizleyin.
 Ne ise yariyor?: Karnabahar yapraklarinin
 temizleyici fonksiyonu vardir.
 Ne zaman kullanilmali?: Haftada bir yada iki kez.*


* KİRİSİKLİKLARA KARSİ MASKE
 Malzemeler: Kaymak, elma.
 Hazirlanisi: Bu maskeyi hazirlamak icin soyulmus bir
 elma ve uc kasik
 kaymagi mikserle bir kac dakika karistirmaniz
 yeterli. Karisimi cildinize
  yaydiktan sonra temiz bir bezle yuzunuzu
 kapatin. Yaklasik on dakika bekledikten sonra
 maskeyi silin ve yuzunuzu ilik
 suyla temizleyin.
 Ne ise yariyor?: Kaymak cildi yumusatir, nemlendirir
 ve cilde elastiklik
  kazandirir. Kirisiklara karsi da etkilidir. Elma ise
 cildin diri kalmasi
 icin onemli bir etkendir.
 Ne zaman kullanmali?: Haftada bir kez.*

* YAGLİ CİLTLER İCİN
 Malzemeler: Bal, sut, limon suyu.
 Hazirlanisi: Bir fincan icinde bir kasik bali, bir
 kasik limon suyunu ve
 kivamin koyulugunu bozmayacak miktarda sutu
 karistirin. Karisimi yuzunuze ve
 boynunuza yayin ve hafifce kuruyana kadar bekleyin.
 Maskeyi nemli bir sunger
 yardimiyla silerek temizleyin.
 Ne ise yariyor?: Bal cildi yumusatir ve limon
 suyunda bulunan aktif
 maddelerin daha iyi emilmesini saglar. Bu maddeler
 de cildin yag salgisini
 dengeler, fazla yag salgisi sonucu olusabilecek
 sivilceleri onler.
 Ne zaman kullanilmali?: İhtiyaca gore 10-15 gunde
 bir tekrarlayabilirsini z.*

* Onemli not: Sigara iciyorsaniz, sigarayi birakip
 egzersize baslamaniz bunlarin hepsinden daha
guclu bir etki yapar. 
 



 
 

Vitamin eksikligi vucutta sinyal veriyor !!

 

 
VUCUTTA meydana gelen ani degisikliklerin
bazi vitamin eksikliklerinden kaynaklanabilecegi
bildirildi.
Erciyes Universitesi Ataturk Saglik Yuksekokulu
ogretim uyesi Prof.Dr. Neriman İnanc,
“Vucudunuzu iyi tanimak bazi rahatsizliklarin
giderilmesi acisindan son derece onemli.
Vitamin eksikligi, bu degisikliklerin nedeni olabilir'' dedi.

Erciyes Universitesi ogretim uyesi Prof.Dr. Neriman İnanc,
hastaliklarin vucuttan gelen sinyallerle kendini gosterdigini
soyledi. Prof.Dr. İnanc,
“Vucudunu iyi taniyanlar, hastaliklari daha cabuk fark eder.
Bu tur rahatsizliklar vitamin eksikliginden kaynaklaniyor
olabilir'' diye konustu.
Prof.Dr. İnanc, vucutdan gelen sinyalleri, soyle siraladi:

  • Catlak dudak:
Dudaklarda catlama ve dil ucunda kirmizi kabarti,
B2 vitamini eksikliginin gostergesidir.

  • Kirmizi cilt:
Sertlesmis, kirmizi bir cilt, B vitaminlerinin azligina isaret eder.

  • Kalcada sivilce:
Kalca bolgesinde gorulen sivilceler, B vitaminleri, E vitamini
ve yag asitlerinin azliginin gostergesidir.

  • Az uzayan sac:
Sacin az uzamasi cinko eksikliginin habercisidir.

  • Kirilan tirnak:
Tirnaklarin kirilganlasmasi, vucudun daha fazla demir ve
kalsiyum gereksinimi oldugunu gosterir.

  • Soluk beniz:
Soluk bir ten, demir ve B 12 vitamini (anemiden dolayi) ve
folik asit eksikliginin gostergesidir.

  • Bacak uyusmasi:
Geceleri bacakta uyusma, demir ve folik asit eksikliginin
sinyallerini verir. B6 vitamini eksikligi kas uyusukluguna
neden olur.

  • Diseti hastali:
Cesitli diseti hastaliklari C vitamini eksikliginden kaynaklanir.

  • Muzmin yorgunluk:
B1, B2, B3 (niasin), B12, biotin, C vitamini, pantotenik asit ve
demir eksikliginde gorulur.

  • Egzama:
Yara iyilesmesinde gecikme nedeniyle vucutda cinko ve
C vitamini eksikligi egzamaya neden olur.

* Agizda aflar:
Daha fazla demire, folik aside ihtiyac duyuldugunu gosterir.

MENOPOZLA İLGİLİ ŞİKÂYETLER

Malzeme: Atkuyruğu otu, ısırganotu, civanperçemi, eğirotu, çobançantası, pelin, bal, su.

Hazırlanışı: 4 bardak suya, yukarıdaki altı otun her birinden bir tutam konur. 10-12 dakika kaynatılır ve süzülür. Suyuna üç çorba kaşığı bal ilave edilir. Sabah, öğle ve akşam aç karnına bir fincan içilir. Altı hafta devam edilirse etkisi görülür.

-

Malzeme: Adaçayı, papatya, şamdan çiçeği, oğulotu, bal, su.

Hazırlanışı: 2 bardak kaynar suya, yarım kahve kaşığı adaçayı, üç tane papatya, bir kahve kaşığı şamdan çiçeği, bir kahve kaşığı ezilmiş oğulotu konur. 5-6 dakika bekletildikten sonra süzülür. Suyuna bir kahve kaşığı bal karıştırılır ve en az bir bardak dolusu içilir. Bu işlem günde üç kere tekrarlanmalıdır.

 

ANNE SÜTÜNÜN AZLIĞINDA

Malzeme: Çakaleriği, dişbudak yaprağı, funda çiçeği, havuç tohumu, raziyane, sütotu kökü, turp tohumu, ısırganotu, şerbetçiotu, labada tohumu, su.

Hazırlanışı: Beş bardak suya, beş tutam ufalanmış dişbudak yaprağı, dört çorba kaşığı ufalanmış funda çiçeği, bir tatlı kaşığı raziyane tohumu veya kökü, 10 gram sütotu kökü konur. 10 dakika kaynatıldıktan sonra, ateşin üzerinden kaldırmadan bir tatlı kaşığı havuç tohumu, bir tatlı kaşığı turp tohumu, iki tutam şerbetçiotu, kaynamakta olan suyun içine atılır. 5 dakika sonra, yine ateşin üzerinde kaynayan suya 30 gram çakaleriği meyvesi, üç tutam ısırganotu ilave edilir. Yine beş dakika sonra, bir tatlı kaşığı labada tohumu ilave edilerek beş dakika kaynamaya bırakılır ve sonra ateşten alınıp süzülür. Günde üç kere bir kahve fincanı içilir.

 

CİNSEL SOĞUKLUK OLURSA

Malzeme: Adaçayı, karanfil, kekik, kuşdili, havlıcan, zencefil, bal, su.

Hazırlanışı: 4 bardak suya, iki tutam adaçayı, bir tatlı kaşığı karanfil, dört kahve kaşığı kekik, bir tutam kuşdili, iki çorba kaşığı dövülmüş havlıcan, bir tatlı kaşığı dövülmüş zencefil konur. 10-12 dakika kaynatılır ve süzülür. Akşamüstü ve gece yatmadan önce birer çay bardağı balla tatlandırılarak içilir.

 

ERKEKTE İKTİDARSIZLIK

Malzeme: Beyaz kantaron çiçeği, acıbadem, turp tohumu, çörekotu tohumu, kavrulmuş fındık, tarçın, karanfil, havlıcan, amber, şalgam tohumu, içbadem, bal, gülsuyu.

Hazırlanışı: Bir kahve fincanı acıbadem, bir çorba kaşığı turp tohumu, üç çorba kaşığı çörekotu tohumu, bir çay bardağı kavrulmuş fındık, iki çorba kaşığı karanfil, bir çorba kaşığı havlıcan, bir kahve kaşığı amber, bir çorba kaşığı şalgam tohumu, bir kahve fincanı içbadem büyük bir havanda iyice dövülerek karıştırılır. Bir tutam beyaz kantaron çiçeği ve iki tatlı kaşığı toz tarçın ile birlikte, bu karışım beş çay bardağı süzme bal ve bir kahve fincanı gülsuyu ile iyice karıştırılarak macun haline getirilir. Günde bir çorba kaşığı dolusu yenir.

 

BAĞIRSAK GAZI İÇİN

Malzeme: Adaçayı, anason, kişniş, rezene, nane, kimyon, mercanköşk, su.

Hazırlanışı: 4 bardak suya, beş tutam adaçayı, bir çorba kaşığı dövülmüş anason, bir kahve kaşığı ezilmiş kişniş, bir çorba kaşığı rezene, bir kahve kaşığı nane, bir kahve kaşığı kimyon, bir kahve kaşığı mercanköşk konur. 10-15 dakika bekletilip süzülür. Yemeklerden sonra bir çay bardağı içilir.

 

DEVAMLI KABIZLIK ŞİKÂYETİNE

Malzeme: Akdikendalı kabuğu, ebegümeci, şeftali yaprağı, lavanta çiçeği, pazı, dişbudak yaprağı, ayıüzümü yaprağı, aslandişi kökü, sarısabır, ravend, su.

Hazırlanışı: 8 bardak suya, bir çorba kaşığı dövülmüş akdikendalı kabuğu, bir tutam ebegümeci, iki tutam şeftali yaprağı, iki tutam lavanta çiçeği, bir çorba kaşığı ince kıyılmış pazı, dört tutam dişbudak yaprağı, iki tutam ayıüzümü yaprağı, 5 gram ravend konur. 15 dakika kaynatılır. Sonra, 15 dakika bekletilip süzülür. Akşam yemeğinden az sonra bir kahve fincanı içilir.

 

SİVİLCELER

Malzeme: Kuru papatya, ıhlamur, arpa, çörekotu, ısırganotu, şahtere, su.

Hazırlanışı: 4 bardak suya, yarım avuç kuru papatya, iki çorba kaşığı ıhlamur, iki çorba kaşığı arpa, iki çorba kaşığı çörekotu, bir avuç ısırganotu, iki tutam şahtere konur. 10-12 dakika kaynatıldıktan sonra, temiz ve ince bir tülbentten süzülür. Bu suya batırılan bir pamukla sivilce üzerine kompres yapılır.

 

HALSİZLİK VE YORGUNLUK

Malzeme: Havlıcan, zencefil, bal, antepfıstığı, et suyu, sirke, inek sütü, badem, şeker, turp tohumu, su.

Hazırlanışı: 4 bardak suya, iki kahve kaşığı havlıcan, iki kahve kaşığı zencefil konur. 10 dakika kaynatılır. Süzüldükten sonra, bir bardak dolusuna bir kahve kaşığı bal karıştırılır ve içilir. Sonra, bir çorba kaşığı antepfıstığı ile bir kahve fincanı dolusu badem yenir. Akşama doğru, bir kâseye dört su bardağı et suyu, iki çorba kaşığı süzme bal ve iki çorba kaşığı sirke konur. Tamamı bir kerede içilir. Yatmadan az önce, bir çorba kaşığı turp tohumu havanda iyice dövülür. Üzerine bir çorba kaşığı toz şeker ilave edilerek, bir su bardağı inek sütüne karıştırılır. Çökelmeden hepsi içilir.

 

SİNİRSEL BAŞ-BOYUN AĞRILARI

Malzeme: Kişniş, nane, limon, melekotu, mineçiçeği, nilüfer çiçeği, ayva çiçeği, demirhindi, su.

Hazırlanışı: 4 bardak suya, üç çorba kaşığı kişniş, iki tutam nane, beş dilim limon kabuğu, otuz gram melekotu kökü ve yaprağı, iki tutam mine çiçeği, bir tutam nilüfer çiçeği, iki tutam taze ayva çiçeği, üç çorba kaşığı demirhindi konur. 15 dakika kaynatılıp süzülür. Günde bir ilâ üç kere bir kahve fincanı içilir.

-

Malzeme: Defne tohumu, anason, mesteki sakızı, sinameki, bal.

Hazırlanışı: İki çorba kaşığı defne tohumu, bir kahve kaşığı anason bir havanda iyice dövülür. İki çorba kaşığı toz haline gelmiş mesteki sakızı ile dört çorba kaşığı ufalanmış sinameki, altı çorba kaşığı bal ile karıştırılır. Sonra bu karışıma havandakiler ilave edilerek macun haline getirilir. Günde bir kere bir çorba kaşığı yenir.

---oOo---

 

(Özellikle kardiovasküler veya renal problemleri olanların mutlaka uzman bir hekime danışmaları gerekmektedir.)


başa dön / oben







 

Your(senin) IP Address

Loading...

       






Please wait...
Sorry, the comment you entered is too long. Please shorten it.
You didn't enter anything. Please try again.
Sorry, we can't add your comment right now. Please try again later.
To add a comment, you need permission from your parent. Ask for permission
Your parent has turned off comments.
Sorry, we can't delete your comment right now. Please try again later.
You've exceeded the maximum number of comments that can be left in one day. Please try again in 24 hours.
Your account has had the ability to leave comments disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
Complete the security check below to finish leaving your comment.
The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.
su kayawrote:
 

 

Hasreti budadım körpe umutlarda,
Sallanıyorum bağ bozumu akşamlarda.
Birleşirim hasretle rüyalarda,
Seni çekerim sensiz ayazlarda.
Bıçağım keskin ve acımasız,
Saldırır uzayan hasret dallarına.
Bir duman tüttürürüm tozlu yollara,
Seni isterim sensiz dağlarda.
Ne zor, ne acı, dayanamıyorum,
Kolaylık bu ya hep ağlıyorum.
Nafile dostum ne edersen et,
Seni inlerim sensiz canlarda...
Hayırlı geceler sevgili arkadaşım ziyaretin için
çok tşkederim..Her şey dilediğiniz gibi olsun dilerim.
 
June 3
May 21
su kayawrote:

 

2lkuz5g 

 
Özledim sesini ne olur konuş
Bir gül açtır zamanların ötesinden
Karanlıklar içindeyim, kapkarayım bugün gel
Gök mavisinden, deniz mavisinden
PhotobucketBana bir şarkı söyle Photobucket
İçimde bir şey kımıldıyor
Gözlerim kan çanağı, yorgunum, uykusuzum
Bir baksana ne haldeyim deli divane
Yaralıyım, çaresizim umutsuzum 
PhotobucketBana bir şarkı söyle Photobucket
Yağmur ol yağ üstüme, güneş ol ısıt
Dökül karanlığıma ışıklar gibi
Al beni, en uzaklara götür
Sesin, aksın içimde bir pınar gibi
PhotobucketBana bir şarkı söyle Photobucket
Bütün renkleri kat birbirine
Buram buram bir turuncu getir geçen yazdan
Bir tüy gibi, bir bahar dalı gibi
Hafiften, inceden, güzelden, en beyazdan
PhotobucketBana bir şarkı söyle Photobucket
Yağan kar nasıl hazin yağar bilirsin
Kurşuni bir gökyüzünden ağlamaklı
.İşte öyleyim, kapkarayım bugün gel
.En hüzünlü sesinle, en dokunaka bir şarkı söyle.. 
  

                              Bana bir şarkı söyle.. 

Günaydın hayırlı sabahlar ve güzel bir hafata sonu dilerim 

arkadaşım selam ve sevgiler...
 

May 16
                     
                      
May 16
         İyi geceler canım arkadaşım.
Feb. 21
elawrote:
###    BİR KAÇ GÜZEL SÖZ....    ###

Başkası düştü mü <<çürük tahtaya basmasaydı>> deriz. Kendimiz düşünce, bastıgımız tahtanın çürük olmasından şikayet ederiz.

miscellaneous5287zq_1_.gif


Kardeşinin seni, senin giyabında nasıl anmasını istiyorsan, sen de onu, onun gıyabında öyle an. (Süfyân es-Sevrî)

miscellaneous5287zq_1_.gif

Sonunda özür dilemek zorunda kalacagın bir sözü önceden söyleme
Söz ok gibidir. Senden çıktı mı, artık sen ona degil,
o sana hâkim olur.


miscellaneous5287zq_1_.gif


Bil ki, senin lehine söz taşıyan kimse aleyhine de taşır;
sana nakleden, senden de nakleder.

(Imam Safii)
miscellaneous5287zq_1_.gif

Bu dünyaya istedigimiz gibi gelmedik,
Bu dünyadan istedigimiz gibi gidemeyiz.

(Ömer Hayyam)
miscellaneous5287zq_1_.gif


Küçük şeylere gereginden fazla önem verenler, elinden büyük iş gelmeyenlerdir.
Eflatun)
(
miscellaneous5287zq_1_.gif


ALÇAK YERDE TEPECİK, KENDİNİ DAG SANAR

(Sinâsî)

miscellaneous5287zq_1_.gif


e feLâyemût degilsin, başıboş degilsin, bir vazifen var.
Gururu bırak, seni yaratanı düşün, kabre girecegini bil,
öyle hazırlan.

(Bediüzzaman)
miscellaneous5287zq_1_.gif


Her söyledigin HAK olsun  Fakat her HAKKI söylemek senin HAKKIN degildir:
(Bediüzzaman)

miscellaneous5287zq_1_.gif


HAKSIZLIGA BAŞ KALDIRMAYANLAR, ONLARDAN GELECEK HER KÖTÜLÜGE KATLANMALIDIRLAR (Hz. Ali)

miscellaneous5287zq_1_.gif

Az Nimeti az sanma, kimden geldi ona bak Az günahı az sanma kime karşı ona bak!

miscellaneous5287zq_1_.gif

 

Jan. 27

Filistine Yardım İçin Tıklayın

 

 

 Kimler ÇevrimiçiDinler 50 Toplist - Siteni Ekle Ziyaretcin Artsin

Toplam Ziyaretçi SayasıHaftalık Ziyaretçi Sayısı

Jan. 25
Oct. 12
LeyLwrote:
Sept. 30
Image
RAMAZAN BAYRAMINI DOYA DOYA YASAYALIM. HAYIRLI BAYRAMLAR! HER SEYE KADIR OLAN YUCE ALLAH, BIZLERI, DOGRU YOLDAN VE SEVDIKLERIMIZDEN AYIRMASIN! HAYIRLI VE BEREKETLI RAMAZAN BAYRAMLARI DILEGIYLE.
Image 
 
RAMAZAN BAYRAMINIZIN DA BOYLE BIR NESEYLE GELMESI VE TUM AILENIZI SEVINCE BOGUP EVINIZE BEREKET GETIRMESI DILEGIMLE. IYI BAYRAMLAR!
 
Image 
Sept. 28